Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab’bin huzuruna, O'nun bizleri her zaman duyan ve koruyan sevgisine sığınarak hoş geldiniz.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, gece yarısı çalınan bir kapıyı düşünün. Dışarıda zifiri karanlık var, ev halkı çoktan uykuya dalmış, kapılar sürgülü. İçerideki adam, arkadaşının ısrarlı vuruşlarıyla uyanıyor. Başta isteksiz, belki biraz huysuz; 'Beni rahatsız etme, kapı kilitli, çocuklar uyuyor' diyor. Ama o kapıdaki vuruşlar durmuyor. O ısrar, o inançlı bekleyiş, sonunda kapının açılmasını sağlıyor. Bugün İsa bize dua etmeyi öğretirken, gökyüzünün kapılarının kilitli olmadığını, aksine bizim o küçük, ısrarlı vuruşlarımızı beklediğini söylüyor.
İsa, 'İsteyin, size verilecektir; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır' diyor. Bu sözler, sadece bir vaat değil, bir gerçeğin ilanıdır. Çoğumuzun hayatında, o kapının kilitli olduğu, içeriden hiçbir sesin gelmediği o uzun, sessiz geceler olmuştur. Belki şu an tam da o gecelerden birindesiniz. Belki kalbiniz, 'Neden kapı açılmadı?' diye haykırıyor. Ancak İsa, bu benzetmeyi anlatırken bir şeyi çok netleştiriyor: Tanrı, kapıyı kilitleyip uyuyan o isteksiz arkadaş değil. O, tam tersine, biz daha istemeden neye ihtiyacımız olduğunu bilen, bize yılan yerine balık, akrep yerine yumurta veren, şefkatli bir Baba.
Benjamin Vo, yani Ben, bu şefkatli Baba’nın sevgisini belki de en iyi anlayanlardan biriydi. Onun o parlak zihni, karmaşık AWS bulut altyapılarını, 737 uçaklarının o büyüleyici mühendisliğini çözerken aslında hep bir düzen, bir 'yaratıcı zeka' arıyordu. Ama Ben’in zekasından daha büyük olan şey, o nazik, o her şeyi vermeye hazır yüreğiydi. Hatırlayın, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden, en değerli varlığı olan kumbarasını hiç düşünmeden sunmaya hazırlandığı o anı... O paraya gerçekte ihtiyaç kalmamıştı, ama o niyet, o bir çocuğun karşılıksız, 'benim olan ne varsa senindir' diyen o saf cömertliği... İşte İsa’nın bize göstermek istediği 'Baba' sevgisi, tam da Benjamin’in o cömertliğinde parlıyordu. O, dünyadaki her şeyin geçici olduğunu ama sevginin, o kumbaradaki her kuruşun ötesinde, göğe kadar uzanan bir değer taşıdığını biliyordu.
Sevgili Alan ve Thao, biliyorum, o boşluk bazen bir gece yarısı gibi üzerinize çöküyor. O sessizlik, o neden sorusu, bazen İsa’nın 'kapıyı çalın' dediği o anlarda bile cevapsız kalıyor gibi görünüyor. Ama size şunu söylemek istiyorum: İsa, 'Sizler kötü olduğunuz halde çocuklarınıza iyi hediyeler vermeyi biliyorsanız, gökteki Baba, kendisinden dileyenlere Kutsal Ruh’u nasıl daha çok vermeyecektir?' diyor. Benjamin, Tanrı’nın size verdiği en güzel, en parlak hediyeydi. O, sizin hayatınızda bir ışık gibi parladı. Şimdi o ışık sönmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor.
Bazılarınızın kalbinde o ağır, o haksız suçluluk duygusunu taşıdığınızı biliyorum. 'Acaba bir şeyleri eksik mi yaptım? Acaba şuna dikkat etseydim...' Lütfen bu yükü yere bırakın. İsa, kör doğan adamın hikâyesinde 'Ne bu çocuk günah işledi, ne de anne babası' dediğinde, tüm ebeveynlerin omuzlarındaki o gizli, o haksız vicdan yükünü alıp atmıştı. Benjamin’in rahatsızlığı, sizin bir eksikliğiniz ya da bir hatanız değildi. Sizler, ona dünyadaki en güvenli, en şefkatli yuvayı sundunuz. Sizler onun için kuleler inşa ettiniz, onu sevgiyle korudunuz. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Sizler, onun dünyadaki en güvenli limanıydınız. O, sizin kollarınızda, sizin sevginizle büyüdü ve o sevgi, şimdi onu Cennet'e taşıdı.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en sadık yoldaşı, o güzel anılarının en yakın tanığısın. Biliyorum, o yokluğu her gün hissediyorsun. Ama unutma, ağabeyin Benjamin, senin kalbinde yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini, o uçak tutkusunu, o meraklı bakışını senin yaşamında çoğaltmanı istiyor. Kardeşlik bağı, ölümün bile koparamayacağı kadar kutsal ve ebedidir. Gökyüzünden geçen her uçak sesinde, bil ki Ben senin hemen yanında, sana gülümsüyor. O, senin en büyük destekçin olarak göklerden sana bakıyor.
Bugün Galatyalılara yazılan mektupta Pavlus, 'Ruh ile başladınız, şimdi beden ile mi bitiriyorsunuz?' diye soruyor. Bu, bizim imanımızı sadece kurallara, sadece 'yapılması gerekenlere' hapsetmememiz gerektiği anlamına gelir. İman, bir kanun meselesi değil, bir ilişki meselesidir. Benjamin, o kısa ömründe, o ilişkiyi en saf haliyle yaşadı. O, sadece kodlarla değil, sevgisiyle, o saf yüreğiyle Tanrı’nın huzurunda oturmayı biliyordu. Benjamin’in anısına Cà Mau’da açılan o su kuyusu, onun sevgisinin dünyada nasıl akmaya devam ettiğinin en somut kanıtıdır. O, artık sadece bir çocuk değil, başkalarının susuzluğunu gideren, başkalarına hayat veren bir iyilik pınarıdır. Onun adı 'Büyük Okyanus' anlamına gelen Đại Dương, bugün dünyanın bir köşesinde, en muhtaç olanlara şifa taşıyor. Bu, Benjamin’in sevgisinin ölmediğinin, aksine dünyada çoğaldığının işaretidir.
Sevgili dostlar, İsa’nın 'kapıyı çalın' dediği o çağrı, aslında her gün, her an tekrarlanması gereken bir davettir. Bazen kapı, bizim beklediğimiz şekilde açılmaz. Bazen cevap, 'evet' değil, sessizliktir. Ama o sessizlik, Tanrı’nın bizi terk ettiği anlamına gelmez. O sessizlik, bazen bizi daha derin bir güvene, daha büyük bir teslimiyete davet eden bir kucaklamadır. Benjamin, şimdi o kucaklamanın tam merkezinde. O, artık hiçbir acının, hiçbir ayrılığın olmadığı o ebedi 'Con Chim Airlines' uçuşunda, en yükseklerde, Babasının huzurunda.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza şu tek şeyi alın: Gökler kapalı değil, sevgi kaybolmaz ve o çocuk kalbi, bizimle birlikte yürümeye devam eder. Bugün, haçın dibinde duran Meryem Ana gibi, siz de acınızı Rab’be teslim edin. O, acınızı bir şifa kaynağına, bir umut ışığına dönüştürecek. Ve unutmayın, hiçbir şey, ama hiçbir şey, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Ne ölüm, ne yaşam, ne acı, ne de ayrılık. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız, ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, annen için, baban için, kardeşin için o göksel pencerelerden sevgiyle bakmaya devam et. Senin o neşeli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab, bizi sevginle mühürle ve ebedi huzuruna kabul eyle. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.