Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Kardeşlerim, bugün İsa'nın çağrısına kulak veren ve tüm dünyayı İlahi Lütuf ile aydınlatan Aziz Simon ve Yahuda Yortusu'nda Rab'bin huzurunda toplanmış bulunuyoruz.
Rabbimiz, bize merhamet et. Mesih, bize merhamet et. Rabbimiz, bize merhamet et.
Bir an için, sabahın erken saatlerinde mutfak tezgahının üzerinde duran o yarım kalmış detayları, küçük bir not defterini, ya da sessizce bekleyen bir uçak modelinin kanat parçalarını hayal edin. Orada, elle tutulur, gözle görülür bir yaşamın izleri vardır. Bugün Efeslilere yazılan mektupta Aziz Pavlus bizlere çok somut bir gerçeği hatırlatıyor: 'Sizler artık yabancı ve konuk değil, kutsallarla birlikte hemşehri ve Tanrı’nın ev halkısınız.' Ve bu devasa yapı, bu manevi tapınak, havada uçuşan soyut kavramlar üzerine değil; temeli havarilere dayanan, köşetaşı olarak İsa Mesih'in kendisiyle örülen canlı bir bina gibidir.
O binanın tuğlaları bizleriz. Birbirimize eklenen, sessizce o yapının içinde yerimizi alan bizler. Benjamin’in dünyası da tam olarak bu somut, bu dokunulabilir ve her anı merakla örülmüş detaylarla doluydu. On beş yıllık ömrüne sığdırdığı o parlak zekayı, babasının teknik dehasını bir ayna gibi yansıtan o AWS bulut altyapılarını, kod satırlarını düşünün. Ama Benjamin’i Benjamin yapan şey, o kodların soğukluğu değil; kurduğu hayallerdi. Hani o kıkırdayarak bahsettiği, kendi kurmak istediği 'Con Chim Airlines' şirketi vardı ya… Gökyüzüne, uçaklara, Boeing 737'lerin o muazzam kanatlarına duyduğu o çocuksu hayranlık. O, sadece uçak izlemiyordu cam kenarında; o, hayatın kendisini bir keşif alanı olarak kucaklıyordu. Her yolculuğu, her şehri, babasıyla paylaştığı o havalimanı anlarını bir hazine gibi saklıyordu.
İncil’de bugün İsa’nın dağda sabaha kadar nasıl vakit geçirdiğini okuyoruz. 'İsa dağa çıktı ve geceyi Tanrı’ya dua ederek geçirdi.' Sabaha karşı ise o on iki ismi tek tek çağırdı, onları havarileri olarak seçti. Simon, Yakup, Yahuda… O gece dağın tepesindeki o sessizlikte, İsa’nın soluduğu hava ile bizim bugün evlerimizde soluduğumuz o ağır, sessiz hava arasında bir köprü var. Biliyorum, sevgili Alan ve Thao, o dağın tepesindeki gece gibi, evinizdeki o dört aylık sessizlik de bazen insanı boğacak kadar derin. Zihninizde o bitmek bilmeyen sorular: 'Acaba o gece neyi kaçırdık?', 'Daha farklı olamaz mıydı?' Lütfen, kendinizi suçlamanın o ağır taşıyla ezmeyin. İsa o dağda dua ederken, sizin omuzlarınızdaki o haksız yükü çoktan gördü. Sizler evladınıza dünyadaki en şefkatli yuvayı verdiniz; onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz, o havalimanı camlarının ardında Boeing uçaklarını izlerken paylaştığınız o neşeli anları, birlikte çıktığınız gezileri ve o 'en komik baba' deyişlerini kalbinizde sakladınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan anne-babasınız. O omuzlarınızdaki haksız yükü, o gizli vicdan azabını şimdi bu sunakta bırakın.
Çünkü sevgi, o on beş yıllık ömürde öyle bir meyve verdi ki… Hatırlayın, Ben on beş yaşındayken amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığı o anı. O paraya belki de hiç ihtiyaç kalmamıştı, amcasının sigortası vardı ve o kumbara hiç kırılmadı, hiç açılmadı. Ama o niyet… O saf, 'benim olan ne varsa amcamındır' diyen çocuk yüreği, işte İsa’nın o dağda seçtiği havarilerin ruhuydu. Ben, o kumbarayı kırmadı ama yüreğini sonuna kadar açtı. Şimdi Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – gerçekten de yeryüzünde susayanlar için bir pınar oldu.
Ryan, kardeşim… Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o meraklı ve neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini kendi hayatında yaşatmana devam etmeni istiyor. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtıdır. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece Tanrı’nın sonsuz ışığıyla parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketiyle sarsın, yüzünü üzerinize çevirsin ve size ebedi barışını versin. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.