Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla. Amin. Rab’bin lütfu ve barışı hepinizle olsun.
Rab, bize merhamet et. Mesih, bize merhamet et. Rab, bize merhamet et.
Bir an için, eski ve paslı bir kilisenin pirinç zilini düşünün. Rüzgâr vurur, koca bir ses dalgası yayılır; gürültülüdür, uzaklardan duyulur ama içi boştur. Paulos bugün Korintoslulara yazarken tam da bu sesi alıyor eline. Eğer sevginiz yoksa diyor, ne kadar dilli, ne kadar bilgili, ne kadar dağları yerinden oynatacak kadar inançlı olursanız olun, o çınlayan metal parçasından farksızsınız. Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, şişinmez…
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Benjamin’imizin aramızdan ayrılışının üzerinden yaklaşık üç ay geçti. Bugün, Azizler Cornelius ve Cyprian’ın şehitlik hatırasını kutlarken, kilisenin bu kadim topraklarında Pavos’un o sevgi gazelini okuyoruz. Ve birden zihnimize Ben düşüyor. O, sevginin ta kendisiydi çünkü hesapsızdı. Hatırlayın; o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, bir an bile tereddüt etmeden bütün kumbarasını, sahip olduğu her şeyi amcasına sunmaya niyet etmişti. O parayı hiç kırmadı, kumbarayı hiç parçalamadı; paraya ihtiyaç da kalmadı zaten, ameliyatı ve sigortası hazırdı. Ama o niyet, o bir çocuğun unutulmaz cömertliği… İşte Pavlos’un anlattığı sevgi tam da budur. Karşılık beklemeden, elindeki son kuruşu, en değerli hazineyi bile sevdiklerine uzatabilen o saf yürek.
Gerçeği dürüstçe konuşalım, çünkü yas kelimelerle örtülemez. Bazen o boş odanın önünden geçerken, o sandalyenin sessizliği karşısında yüreğinize çöken o ağırlığı biliyorum. Gecenin en derin saatinde, zihninizde dönen o sessiz sorular… Acaba bir şeyi mi kaçırdık, acaba daha fazlasını yapabilir miydik? Lütfen bugün o ağır taşı yüreğinizden indirin. İsa’nın doğuştan kör olan adam için söylediği gibi: Ne bu çocuk günah işledi, ne de anne babası. Bazı fırtınalar bu dünyada insan gücünün tamamen ötesindedir; ne bir dikkat, ne bir sevgi, ne de en kusursuz tıbbi çaba o kapıyı kapatmaya yeter. Sizler Benjamin’e bir ailenin verebileceği en kusursuz, en derin, en koruyucu sevgiyi verdiniz. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. O, şimdi o göksel pencerelerden size şefkatle gülümsüyor.
Ben, zekasıyla olduğu kadar o neşeli ruhuyla da aramızdaydı. Havalimanlarında uçakları izlerken, babasıyla o Boeing 737’lerin peşinden koşarken kurduğu o hayali airline şirketini hatırlayın; 'Con Chim Airlines' diyerek nasıl da neşeyle gülümserdi. O, kuşları, gökyüzünü, bulutların ötesini severdi. Şimdi o göklerin ötesinde, hayalini kurduğu o sonsuz mavilikte dinleniyor.
Sevgili Ryan, kardeşim… Ağabeyin Benjamin’in o en sadık yoldaşı. Birlikte koşturduğunuz o bahçeleri, o güneşli sokakları unutma. Ağabeyinin o hesapsız sevgisi, o 'denemek her şeydir' diyen inatçı ama nazik ruhu senin içinde yaşıyor. Gökyüzünden geçen her uçak sesinde, bil ki Ben senin hemen yanında.
Bugün dışarı çıkarken yanınıza alacağınız şey şu olsun: Sevginin hesabı olmaz. Tıpkı Ben’in kumbarasını sunmaya hazır olduğu gibi, bugün birine karşılıksız bir iyilik yapın. Birinin yükünü hafifletin. Ve Rab’be güvenin; O, döktüğünüz her gözyaşını avucunda saklıyor.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketiyle sarsın ve barışıyla doldursun. Şimdi ve ebediyen. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.