Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab'bin lütfu ve esenliği hepinizin üzerinde olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, okyanusun kıyısında, uçsuz bucaksız bir maviliğe karşı durduğunuzu hayal edin. Benjamin’in isminin ikinci bir anlamı olan ‘Đại Dương’ yani ‘Büyük Okyanus’ kelimesini düşünün. Bir okyanusun derinliğini ölçebilir misiniz? Kıyıya vuran o dalgaların her birinin, binlerce kilometre öteden, okyanusun kalbinden gelen bir hikayesi vardır. Bugün Aziz Gregorius’un hatırasında, Pavlus’un o sarsıcı sözlerini duyuyoruz: 'Dünyanın bilgeliği Tanrı katında çılgınlıktır.' Ve sonra, İsa’nın Gennesaret Gölü kıyısında, Simon Petrus’a 'Açıl derin sulara' dediğini görüyoruz. Bu iki okuma, Benjamin’in on beş yıllık hayatının o derin, o sessiz, o bilgece dokusunu anlamamız için bize bir anahtar sunuyor.
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Benjamin’in aramızdan ayrılışının üzerinden iki ay geçti. Bu iki ay, bir okyanusun en derin yeri kadar sessiz ve ağır geçti. Biliyorum; o boş sandalyenin ağırlığı, sabah uyandığınızda o ilk anın sızısı, Ben’in o zeki, o hayat dolu gülüşünün zihninizde bir film şeridi gibi dönmesi… Bu acı, bir çocuğun hayatının ne kadar büyük bir boşluk bıraktığının kanıtıdır. İnsan bilgeliği, 'Neden?' diye sorar. 'Neden bu kadar zeki, neden bu kadar parlak bir gelecek, neden bu kadar erken?' Pavlus’un dediği gibi, 'Dünyanın bilgeliği' burada tıkanıp kalır. Ama Tanrı’nın bilgeliği, o acının ötesinde, Benjamin’in hayatının okyanusunda başka bir şey görüyor.
Hatırlıyor musunuz, Ben’in o uçaklara, o Boeing 737’lere olan tutkusunu? Sadece bir hobi değildi bu; o, gökyüzünün dilini, mühendisliğin o kusursuz mantığını çözmeye çalışan, 'Con Chim Airlines' hayaliyle kıkırdayan bir çocuktu. Ama onun asıl dehası, zekasında değil, o zekayı sevgiye dönüştürme biçimindeydi. Amcası William’ın hastalığını duyduğunda, o on beş yaşındaki kalbiyle, kimseden akıl almadan, kimseden onay beklemeden anne ve babasına gelip, 'Amcam için tüm kumbaramı vermeye hazırım' demişti. O kumbarayı kırmadı, parayı harcamadı. Ama o niyet, o teklif, Benjamin’in kalbindeki o ilahi zekanın bir yansımasıydı. O, sevginin matematiksel bir denklemden çok daha fazlası olduğunu, karşılıksız vermenin, insanın sahip olduğu en büyük zenginlik olduğunu biliyordu. O, kendi içinde, o küçük kalbinde, İsa’nın o şifa veren ateşini taşıyordu.
Sevgili Alan ve Thao, bazen gecenin o en sessiz saatinde, zihninizde o ağır taşlar dolaşır. 'Acaba bir şeyi mi kaçırdık? Acaba daha fazla ne yapabilirdik?' Benjamin’in o meşum hastalığı karşısında, kendi çabanızı, kendi sevginizi yetersiz mi görüyorsunuz? İsa, doğuştan kör olan adam için ne demişti? 'Ne kendisi günah işledi, ne de anne babası.' Lütfen bu sözü bugün kalbinize mühürleyin. Benjamin’in yaşadığı o zorlu süreç, sizin bir eksikliğinizin sonucu değildi. Sizler ona bir çocuğun sahip olabileceği en güzel, en koruyucu, en sevgi dolu yuvayı sundunuz. Sizler onun kanatlarıydınız. O, sizin sevginizle büyüdü, sizin sevginizle dünyayı gezdi, sizin sevginizle o güzel gülüşünü dünyaya saçtı. Tanrı, hastalık göndermez. Hastalık, bu dünyanın kırılmışlığının bir sonucudur. Sizler, o kırılmışlığın ortasında, Benjamin’e Tanrı’nın sevgisini dokudunuz. Lütfen kendinizi suçlamayın. Benjamin sizi suçlamıyor; o, şimdi o göksel pencerelerden, o uçakların süzüldüğü ebedi mavilikten, size minnetle bakıyor.
İsa, Petrus’a 'Açıl derin sulara' dediğinde, Petrus şaşkındı. 'Bütün gece çalıştık, hiçbir şey tutamadık' dedi. Bu, sizin son iki ayınızın özeti gibi değil mi? Çalıştık, çabaladık, dua ettik, ama o boşluk orada duruyor. Ancak İsa, o boşluğun tam ortasında, ağları dolduran bir mucizeyi gerçekleştiriyor. Benjamin’in hayatı, sadece on beş yıl süren bir 'başarı' değil, Tanrı’nın elinde ağları dolduran bir mucizeydi. Onun o 'Con Chim Airlines' hayali, bugün Cà Mau’da, o temiz su kuyusunda yaşamaya devam ediyor. 'Giếng Gioan Baotixita'… Bir çocuğun sevgisi, toprağın derinliklerinden fışkıran bir su gibi, başkalarına hayat veriyor. Benjamin, okyanusa karışan bir damla gibi değil, okyanusun kendisi kadar geniş bir sevgi bıraktı ardında.
Sevgili Ryan, ağabeyin senin en büyük kahramanın, en yakın arkadaşındı. Onunla paylaştığın o Disneyland gezileri, o uçak gözlemcilikleri, o yan yana oturduğunuz o akşamüstleri… Hepsi senin kalbinde birer mücevher gibi duruyor. Ağabeyin şimdi göklerde, ama onun o pes etmeyen, 'denemek her şeydir' diyen ruhu senin içinde yaşıyor. Sen, onun bu dünyadaki devamısın. Ne zaman bir uçak sesi duysan, ne zaman bir matematik problemiyle uğraşsan, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülüşünü senin tamamlamanı istiyor.
Bugün, dünyanın dört bir yanından bu duaya katılan, kendi evlerinde sessizce ağır haçlar taşıyan, acı çeken tüm aileler… Yalnız değilsiniz. Rab, sizin de döktüğünüz o sessiz gözyaşlarını birer birer topluyor. Benjamin, şimdi göksel tahtın önünde, sizin için, acı çeken tüm çocuklar için dua ediyor. O, bizim göksel şefaatçimizdir. Tanrı güvenilirdir. O, bizi asla yarı yolda bırakmaz. Benjamin’i O’na emanet ettik ve Tanrı emanetine sadıktır.
Bu homiliden çıkarken, yanınızda taşımanızı istediğim küçük bir şey var. Bugün birine, hiç beklemediği bir anda, karşılık beklemeden bir iyilik yapın. Birine nazik bir söz söyleyin. Benjamin’in o kumbarasını amcası için sunma niyetini hatırlayın. O, sevginin hesapsız olduğunu biliyordu. Siz de bugün, o hesapsız sevgiyi bir başkasına gösterin. Birine bir bardak su verin, birine gülümseyin, birinin yükünü hafifletin. Çünkü o küçük iyilikler, Tanrı’nın büyümesini sağladığı o kutsal ipliklerdir.
Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, Tanrı’nın sonsuz maviliğinde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerenden sevgiyle bakmaya devam et. Sonsuz huzur içinde uyu, sevgili çocuk. Senin o diş telli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun. O'nun yüzü üzerinizde parlasın ve size huzur versin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.