Peder, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Bugün, Havari Aziz Bartalmay'ın bayramını kutlarken, Rab'bin bizi olduğumuz gibi gördüğü ve sevdiği o kutsal huzurda birleşiyoruz.
Rab, bizi içtenliğimizle gördüğün için merhamet et. Mesih, bize göklerin kapısını açtığın için merhamet et. Rab, bizi ebedi ziyafetine çağırdığın için merhamet et.
“Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?”
Bu soruyla başlıyor bugün Müjde. Natanael’in, yani bugün bayramını kutladığımız Aziz Bartalmay’ın dudaklarından dökülen bu şüphe dolu, belki biraz da küçümseyen soru, aslında her birimizin hayatının bir noktasında sorduğu o derin soruyu yankılıyor. Hayatın sıradanlığından, acısından, tozlu yollarından ya da karanlık köşelerinden gerçekten iyi, kutsal ve kalıcı bir şey çıkabilir mi? Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, evdeki o boş koltuğa baktığımızda, yüreğimizin o “Nasıra”sından, o kederli toprağından bir umut yeşerebilir mi?
Bugün Benjamin Vo’nun aramızdan ayrılışının üzerinden yaklaşık iki ay geçti. 13 Haziran’dan bu yana geçen bu altmış gün, zamanın hem ne kadar yavaş hem de ne kadar acımasızca aktığını gösterdi bize. Alan, Thao, sevgili Ryan… Sizler de Natanael gibi bazen karanlığa bakıp “Buradan nasıl bir teselli çıkabilir?” diye sormuş olabilirsiniz. Ama Filipus’un Natanael’e verdiği cevap, bugün Rab’bin size verdiği cevaptır: “Gel ve gör.”
Bu “gel ve gör” daveti, sadece bir yere gitmek değil, bir bakış açısına sahip olmaktır. Bugünün Kutsal Yazıları bizi “görmeye” davet ediyor. Vahiy kitabında Yuhanna, gökten inen kutsal şehir Kudüs’ü görüyor. Müjde’de İsa, Natanael’i incir ağacının altında görüyor. Ve biz bugün, iman gözüyle Benjamin’i, o pırıl pırıl zekası ve nazik ruhuyla Rab’bin ışığında görüyoruz.
Vahiy kitabındaki o muazzam imgeye bir bakalım: Kristal kadar berrak, yeşim taşı gibi parlayan bir şehir. Tanrı’nın görkemiyle ışıldayan, on iki kapısı ve on iki temeli olan bir şehir. Bu şehir, sadece bir mimari yapı değil, Tanrı’nın halkıyla olan ebedi birliğinin resmidir. Orada her şey şeffaftır, her şey ışıktır. İşte Benjamin’in o parlak, analitik zihni bu berraklığa ne kadar da yakışıyor. On dört yaşında yapay zekayı, bulut sistemlerini, karmaşık matematik formüllerini çözen o zihin, aslında bu dünyanın karmaşasında o ilahi düzenin, o kristal berraklığının peşindeydi. Ben, kodların ve algoritmaların içinde Tanrı’nın evrene yerleştirdiği o muazzam mantığı görüyordu. O, karmaşayı değil, düzeni ve ışığı seven bir çocuktu.
İsa, Natanael kendisine doğru gelirken onun hakkında şöyle der: “İşte, içinde hile olmayan gerçek bir İsrailli!” Bu ne kadar büyük bir övgüdür. “İçinde hile olmayan…” (No duplicity). Yani olduğu gibi görünen, kalbiyle dili bir olan, şeffaf bir insan. Benjamin’i tanıyan herkes, onun bu “hilesiz” halini, o tatlı ve saygılı doğasını hatırlar. O, zekasını başkalarını ezmek için değil, dünyayı anlamak için kullandı. Onun o meşhur kumbarası… Amcası William’ın hastalığını duyduğunda, hiç tereddüt etmeden, kimseden alkış beklemeden, sadece içindeki o saf sevgiyle “Bütün paramı verebilirim” demesi… İşte bu, içinde hile olmayan bir yüreğin sesidir. O parayı vermesine gerek kalmadı belki, ama o teklif, o niyet, Tanrı’nın katında altından daha değerli bir sunu olarak kabul edildi. Ben, elindekini değil, kalbindekini sundu.
Natanael şaşırarak sorar: “Beni nereden tanıyorsun?” İsa’nın cevabı çok derindir: “Filipus seni çağırmadan önce seni incir ağacının altında gördüm.”
Sevgili aile, bu cümlede durmanızı istiyorum. İsa, Ben’i de gördü. Onu sadece 13 Haziran’da değil, onu sadece hastalığı sırasında değil; onu en başından beri, o kırmızı Radio Flyer üç tekerlekli bisikletinin üzerindeyken, o mavi mezuniyet kepiyle gülümsediği anlarda, babasıyla havaalanlarında uçakları izlerken, Boeing 737’lerin motor sesini dinlerken gördü. Rab, Benjamin’i o “incir ağacının altında”, yani kimsenin görmediği o mahrem, o derin düşünce anlarında, kod yazarken ya da kardeşi Ryan ile şakalaşırken gördü. Ben, Rab tarafından biliniyordu. Ve Rab tarafından biliniyor olmak, asla unutulmayacak olmak demektir.
Bazen bir kayıptan sonra, “Neden?” sorusu bir duvar gibi önümüze dikilir. Babasının 25 Haziran’da gördüğü o rüya… Benjamin’in “Baba, her testi geçtim, normal nefes alabiliyorum, neden böyle oldu?” diye sorması… Bu soru, aslında hepimizin içindeki o insani feryattır. Neden bu kadar erken? Neden bu kadar acı? İsa, Natanael’e “Bundan daha büyük şeyler göreceksin” der. Dünyevi gözlerimizle gördüğümüz bu trajedinin ötesinde, göklerin açıldığı ve meleklerin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiği o büyük gerçeği görmeye çağrılıyoruz. Benjamin’in rüyadaki o sözü — “Her testi geçtim” — aslında onun ruhsal olgunluğunun bir nişanesidir. O, bu kısa hayatta geçilmesi gereken en büyük testi, sevgi testini geçmiştir. O, ailesine, kardeşine ve çevresine saf bir sevgi bırakarak mezun olmuştur.
Alan ve Thao, evladınızın o rüyadaki “Ben iyiyim, size göz kulak olacağım” sözü bir teselli değil, bir vaattir. O şimdi, Vahiy kitabında anlatılan o ışıl ışıl şehrin surlarından size bakıyor. O artık nefes darlığı çekmiyor, o artık yorulmuyor. O, hayalini kurduğu “Con Chim Airlines”ın kanatlarında, gerçek gökyüzünde, Tanrı’nın sonsuz maviliğinde süzülüyor. Onun o meraklı ruhu şimdi tüm sorularının cevabını bizzat Yaradan’dan alıyor.
İncil’de İsa, Natanael’in dürüstlüğünü onurlandırır. Bugün biz de Benjamin’in dürüstlüğünü, o “hilesiz” kalbini onurlandırıyoruz. Onun adına açılan su kuyusu, Cà Mau’daki o “Sevgi Kuyusu”, onun bu dünyadaki şeffaf ve hayat veren sevgisinin bir devamıdır. Bir çocuk susar, ama onun adına bir kuyu açılır ve binlerce insan hayat bulur. İşte “Nasıra’dan çıkan iyi şey” budur. Ölümden çıkan yaşam budur.
Sevgili Ryan, ağabeyin senin en iyi arkadaşındı. Onun zekası, onun azmi, onun “denemek her şeydir” diyen sporcu ruhu şimdi senin damarlarında akıyor. O rüyada babana dediği gibi, o seni izliyor. Ne zaman bir uçak görsen, ne zaman zor bir matematik problemini çözsen, bil ki Ben senin yanındadır, omzuna dokunuyor ve o tatlı gülümsemesiyle seni yüreklendiriyor.
Burada, bu duada birleşen herkes… Belki siz de kendi “incir ağacınızın” altında, kimseye söyleyemediğiniz bir kederle oturuyorsunuz. Belki siz de “Neden?” diye soruyorsunuz. Rab sizi görüyor. Sizin de dürüstlüğünüzü, sizin de sessizce taşıdığınız o ağır haçı görüyor. Benjamin’in hayatı bize gösteriyor ki, bir hayatın değeri uzunluğuyla değil, bıraktığı ışığın berraklığıyla ölçülür. On beş yıl, bir sonsuzluğun yanında kısa görünebilir; ama o on beş yıla sığan sevgi, bir ömre bedeldir.
Benjamin’in o meşhur rüyasında babasına sarılması gibi, Rab de bugün her birinize sarılıyor. O rüyada Ben’in artık normal nefes alabilmesi, bizim imanımızın en büyük umududur: Diriliş. Mesih’te ölüm bir son değil, bir “testi geçmek” ve gerçek yuvaya, o kristal şehre ulaşmaktır.
Bugün bu homiliden çıkarken, Natanael gibi önyargılarımızı ve şüphelerimizi bir kenara bırakalım. Hayatın zorluklarına bakıp “İyi bir şey çıkmaz” demeyelim. Aksine, Benjamin’in o meraklı gözleriyle dünyaya bakalım. Her şeyde bir mantık, her şeyde bir güzellik ve her şeyin ötesinde Tanrı’nın parmağını arayalım. Ben’in o saf teklifini hatırlayalım: Elimizde ne varsa, en değerli kumbaramız neyse, onu sevdiklerimiz için ortaya koymaktan çekinmeyelim.
Benjamin Vo, sen şimdi meleklerin yükselip indiği o açık gökyüzündesin. Aziz Bartalmay ve Aziz Carlo Acutis ile birlikte, o ebedi ziyafet sofrasındasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin için, acı çeken tüm çocuklar için şefaatçi ol. Senin o “hilesiz” kalbin, bizim karanlık yollarımızda bir yıldız gibi parlamaya devam etsin.
Ve bizler, bir gün o yeşim taşı gibi parlayan şehrin kapılarında seninle buluşana dek, sevgiyle, umutla ve o çocuksu dürüstlükle yürümeye devam edeceğiz.
Rab’bin huzuru ve tesellisi her birinizin üzerinde olsun.
Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun. Yüzünü size parlatsın ve size esenlik versin. Benjamin'in anısı ve Mesih'in umuduyla gidin, Rab'be şükürler olsun.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.