Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla. Rab’bin lütfu ve esenliği üzerinize olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, elinizde çok eski, neredeyse görünmez bir tohum olduğunu hayal edin. Bu tohum, toprağın derinliklerine gömüldüğünde, dışarıdan bakıldığında hiçbir hayat belirtisi göstermez. Sessizdir, karanlıktadır, hatta unutulmuş gibidir. Ama o tohumun içinde, bir ağacın tüm ihtişamı, gökyüzüne uzanan dalları ve kuşlara yuva olacak o geniş gölgesi saklıdır. Bugün, Meryem Ana’nın doğuşunu kutlarken, aslında bu küçük tohumun, yani Meryem’in dünyaya gelişinin, tüm insanlık tarihini nasıl sonsuza dek değiştirdiğini hatırlıyoruz.
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Benjamin’in, bizim biricik Ben’imizin aramızdan ayrılışının üzerinden iki ay geçti. Bugün, Meryem Ana’nın doğumunu kutlarken, Benjamin’in hayatını ve onun o 'tohum' gibi olan, sessiz ama derin etkisini düşünmek istiyorum. Biliyorum; o boş sandalyenin ağırlığı, sabahları uyandığınızda o ilk anın sızısı, Ben’in o zeki, o hayat dolu gülüşünün zihninizde bir film şeridi gibi dönmesi… Bu acı, bir çocuğun hayatının ne kadar büyük bir boşluk bıraktığının kanıtıdır. İnsan aklı, bu ayrılığı anlamlandıramaz; 'Neden bu kadar zeki, neden bu kadar parlak bir gelecek, neden bu kadar erken?' diye sorar. Ama bugün okuduğumuz Mika peygamberin sözleri bize bambaşka bir bakış açısı sunuyor: 'Sen, ey Beytlehem-Efrata, Yahuda boyları arasında küçük olsan da, İsrail’i yönetecek olan senden çıkacak.' Tanrı, her zaman en küçük olandan, en beklenmedik yerden, en büyük mucizesini çıkarır.
Benjamin, tıpkı o tohum gibiydi. O, sadece bir çocuk değil, bir kaşifti. Hatırlıyor musunuz, o 'airport spotting' ritüellerini, babasıyla dünyanın dört bir yanındaki havaalanlarında, Boeing 737’lerin kalkışını izlerken kurduğu o hayalleri? O, sadece bir çocuk değil, bir mühendisti; AWS ortamlarında kod yazan, yapay zeka üzerine düşünen, geleceğin teknolojisini daha 15 yaşındayken kavrayan bir zekaydı. Ama onun asıl dehası, zekasında değil, o zekayı sevgiye dönüştürme biçimindeydi. O, her sabah babasına 'Günaydın, baba' diyen, onun uydurma hikayelerini sanki en gerçek masallarmış gibi dinleyen, sevgisini saklamayan bir çocuktu. Onun o 'Con Chim Airlines' hayaliyle kıkırdayan neşesi, aslında Tanrı’nın dünyayı yaratırken içine koyduğu o saf sevincin bir yansımasıydı.
Gerçeği dürüstçe konuşalım; çünkü acı, sahte tesellilerle iyileşmez. Bazen gecenin o en sessiz saatinde, zihninizde o ağır taşlar dolaşır. 'Acaba bir şeyi mi kaçırdık? Acaba daha fazla ne yapabilirdik?' Benjamin’in o meşum hastalığı karşısında, kendi çabanızı, kendi sevginizi yetersiz mi görüyorsunuz? Lütfen bugün bu taşın altından kalkın. İsa, doğuştan kör olan adam için ne demişti? 'Ne kendisi günah işledi, ne de anne babası.' Hastalık, sizin bir eksikliğinizin sonucu değildi. Sizler ona bir çocuğun sahip olabileceği en güzel, en koruyucu, en sevgi dolu yuvayı sundunuz. Sizler onun kanatlarıydınız. Sizler, o kırılmışlığın ortasında, Benjamin’e Tanrı’nın sevgisini dokudunuz. Lütfen kendinizi suçlamayın. Benjamin sizi suçlamıyor; o, şimdi o göksel pencerelerden, o uçakların süzüldüğü ebedi mavilikten, size minnetle bakıyor. Bazı acılar, hiçbir insanın kontrolünde değildir; hiçbir dikkat, hiçbir sevgi, bazı olayların önüne geçemez. Sizler elinizden gelenin fazlasını yaptınız. Tanrı, sizin o yaralı kalplerinizi biliyor ve sizi suçlamıyor; aksine, sizi şefkatle kucaklıyor.
Bugün Müjde’de İsa’nın soyağacını okuyoruz. İsimler, isimler, isimler… Hepsi birer zincirin halkası. Hepsi, İsa’nın dünyaya gelmesi için birer hazırlık. Benjamin de bu zincirin bir parçasıydı. O, sadece 15 yıl yaşadı ama o 15 yıl içinde, dünyayı bir uçtan bir uca dolaştı, Lourdes’un kutsal grotto’larında dua etti, Vatikan’ın o görkemli ışığında huzur buldu. O, sadece bir çocuk değildi; o, Tanrı’nın dünyamıza gönderdiği bir elçiydi. Onun o temiz su kuyusundaki mirası, Cà Mau’daki o çocukların yüzündeki gülümseme, onun sevgi dolu ruhunun hala bu dünyada nasıl işlediğinin sessiz bir kanıtıdır. O, artık sadece sizin değil, ihtiyacı olan herkesin koruyucu meleğidir.
Sevgili Ryan, ağabeyin senin en büyük kahramanın, en yakın arkadaşındı. Onunla paylaştığın o Disneyland gezileri, o uçak gözlemcilikleri, o yan yana oturduğunuz o akşamüstleri… Hepsi senin kalbinde birer mücevher gibi duruyor. Ağabeyin şimdi göklerde, ama onun o pes etmeyen, 'denemek her şeydir' diyen ruhu senin içinde yaşıyor. Sen, onun bu dünyadaki devamısın. Ne zaman bir uçak sesi duysan, ne zaman bir matematik problemiyle uğraşsan, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülüşünü senin tamamlamanı istiyor. O, seninle o roller coaster’a binmeye devam ediyor; o, seninle o hayalleri kurmaya devam ediyor. Sen, onun dünyadaki ışığını taşıyan kişisin.
Bugün, dünyanın dört bir yanından bu duaya katılan, kendi evlerinde sessizce ağır haçlar taşıyan, acı çeken tüm aileler… Yalnız değilsiniz. Rab, sizin de döktüğünüz o sessiz gözyaşlarını birer birer topluyor. Benjamin ve Aziz Carlo Acutis, şimdi göksel tahtın önünde el ele vermiş, sizin için, acı çeken tüm çocuklar için dua ediyorlar. Onlar, bizim göksel şefaatçilerimizdir. Tanrı güvenilirdir. O, bizi asla yarı yolda bırakmaz. Benjamin’i O’na emanet ettik ve Tanrı emanetine sadıktır.
Bu homiliden çıkarken, yanınızda taşımanızı istediğim küçük bir şey var. Benjamin, amcası William için kumbarasını sunmaya hazır olduğunda, aslında İsa’nın o 'Emmanuel' yani 'Tanrı bizimledir' mesajını yaşamıştı. O, sevgisini hesapsızca sunuyordu. Siz de bugün, o hesapsız sevgiyi bir başkasına gösterin. Birine bir bardak su verin, birine gülümseyin, birinin yükünü hafifletin. Çünkü o küçük iyilikler, Tanrı’nın büyümesini sağladığı o kutsal ipliklerdir. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, Tanrı’nın sonsuz maviliğinde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerenden sevgiyle bakmaya devam et. Sonsuz huzur içinde uyu, sevgili çocuk. Senin o diş telli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketlesin ve korusun, yüzünü size döndürsün ve size esenlik versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.