Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab'bin huzuruna, O'nun bizleri bir araya getiren sevgisiyle hoş geldiniz.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, elinizde çok ince, neredeyse görünmez bir iplik olduğunu hayal edin. Bu iplik, bir tohumun toprağa düşüşünden, o tohumun çatlayıp filizlenmesine, oradan da boy verip meyveye durmasına kadar geçen o gizemli süreci birbirine bağlayan o incecik, o kutsal çizgidir. Bugün Aziz Pavlus, Romalılara yazdığı o mektupta, tam da bu iplikten, yani her şeyi bir arada tutan o derin sırdan bahsediyor: 'Birbirinizi sevmekten başka kimseye bir şey borçlu olmayın; çünkü başkasını seven, yasayı yerine getirmiştir.'
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Benjamin’in, bizim biricik Ben’imizin aramızdan ayrılışının üzerinden iki ay geçti. Takvimler, dünyanın o bitmek bilmeyen temposunda ilerlemeye devam ediyor. Ama sizin evinizde, o boş sandalyenin önünde, Ben’in o güzel odasının sessizliğinde, zamanın başka bir ritmi var. Bugün o ipliği, yani Tanrı’nın sevgisini, Benjamin’in on beş yıllık hayatının dokusunda arayalım.
Gerçeği dürüstçe konuşalım. Acı, sahte tesellilerle iyileşmez. Biliyorum; o boş sandalyenin ağırlığı, sabahları uyandığınızda o ilk anın sızısı, Ben’in o zeki, o hayat dolu gülüşünün zihninizde bir film şeridi gibi dönmesi… Bu acı, bir çocuğun hayatının ne kadar büyük bir boşluk bıraktığının kanıtıdır. İnsan aklı, bu ayrılığı anlamlandıramaz; 'Neden bu kadar zeki, neden bu kadar parlak bir gelecek, neden bu kadar erken?' diye sorar. Ama Mesih’in zihnine sahip olanlar, o boşluğun aslında bir 'yokluk' değil, Tanrı’nın sevgisiyle doldurulmuş bir 'kutsal alan' olduğunu bilirler.
Benjamin, tıpkı o iplik gibiydi; etrafındaki herkesi, o parlak zekası ve nezaketiyle birbirine bağlıyordu. Hatırlıyor musunuz, o 'airport spotting' ritüellerini, babasıyla dünyanın dört bir yanındaki havaalanlarında, Boeing 737’lerin kalkışını izlerken kurduğu o hayalleri? O, sadece bir çocuk değil, bir kaşifti. Ama onun asıl dehası, zekasında değil, o zekayı sevgiye dönüştürme biçimindeydi. Bir keresinde, amcası William’ın hastalığını duyduğunda, on beş yaşındaki o kalbiyle, kimseden akıl almadan, kimseden onay beklemeden anne ve babasına gelip, 'Amcam için tüm kumbaramı vermeye hazırım' demişti. O kumbarayı kırmadı, parayı harcamadı; sadece teklif etti. O niyet, o küçük kalbinin büyüklüğü, aslında İsa’nın bugün Müjde’de öğrettiği o 'kardeşlik' dersinin ta kendisiydi.
İsa bugün bize diyor ki: 'Eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, git, onun hatasını yalnızken yüzüne vur.' İsa, çatışmayı reddetmemizi değil, onu sevgiyle, dürüstlükle ve yüz yüze çözmemizi istiyor. Ben, işte tam da böyleydi. O, her sabah babasına 'Günaydın, baba' diyen, onun uydurma hikayelerini sanki en gerçek masallarmış gibi dinleyen, sevgisini saklamayan bir çocuktu. O, sevgisini bir borç gibi değil, bir armağan gibi sunuyordu. O, amcası için o kumbarayı sunmaya hazır olduğunda, zaten Mesih’in 'birbirinizi sevin' yasasını yerine getirmişti.
Sevgili Alan ve Thao, bazen gecenin o en sessiz saatinde, zihninizde o ağır taşlar dolaşır. 'Acaba bir şeyi mi kaçırdık? Acaba daha fazla ne yapabilirdik?' Benjamin’in o meşum hastalığı karşısında, kendi çabanızı, kendi sevginizi yetersiz mi görüyorsunuz? Lütfen bugün bu taşın altından kalkın. İsa, doğuştan kör olan adam için ne demişti? 'Ne kendisi günah işledi, ne de anne babası.' Hastalık, sizin bir eksikliğinizin sonucu değildi. Sizler ona bir çocuğun sahip olabileceği en güzel, en koruyucu, en sevgi dolu yuvayı sundunuz. Sizler onun kanatlarıydınız. Sizler, o kırılmışlığın ortasında, Benjamin’e Tanrı’nın sevgisini dokudunuz. Lütfen kendinizi suçlamayın. Benjamin sizi suçlamıyor; o, şimdi o göksel pencerelerden, o uçakların süzüldüğü ebedi mavilikten, size minnetle bakıyor. Bazı acılar, hiçbir insanın kontrolünde değildir; hiçbir dikkat, hiçbir sevgi, bazı olayların önüne geçemez. Sizler elinizden gelenin fazlasını yaptınız. Tanrı, sizin o yaralı kalplerinizi biliyor ve sizi suçlamıyor; aksine, sizi şefkatle kucaklıyor.
Sevgili Ryan, ağabeyin senin en büyük kahramanın, en yakın arkadaşındı. Onunla paylaştığın o Disneyland gezileri, o uçak gözlemcilikleri, o yan yana oturduğunuz o akşamüstleri… Hepsi senin kalbinde birer mücevher gibi duruyor. Ağabeyin şimdi göklerde, ama onun o pes etmeyen, 'denemek her şeydir' diyen ruhu senin içinde yaşıyor. Sen, onun bu dünyadaki devamısın. Ne zaman bir uçak sesi duysan, ne zaman bir matematik problemiyle uğraşsan, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülüşünü senin tamamlamanı istiyor. O, seninle o roller coaster’a binmeye devam ediyor; o, seninle o hayalleri kurmaya devam ediyor.
Bugün, dünyanın dört bir yanından bu duaya katılan, kendi evlerinde sessizce ağır haçlar taşıyan, acı çeken tüm aileler… Yalnız değilsiniz. Rab, sizin de döktüğünüz o sessiz gözyaşlarını birer birer topluyor. Benjamin ve Aziz Carlo Acutis, şimdi göksel tahtın önünde el ele vermiş, sizin için, acı çeken tüm çocuklar için dua ediyorlar. Onlar, bizim göksel şefaatçilerimizdir. Tanrı güvenilirdir. O, bizi asla yarı yolda bırakmaz. Benjamin’i O’na emanet ettik ve Tanrı emanetine sadıktır. Ben’in o temiz su kuyusundaki mirası, Cà Mau’daki o çocukların yüzündeki gülümseme, onun sevgi dolu ruhunun hala bu dünyada nasıl işlediğinin sessiz bir kanıtıdır. O, artık sadece sizin değil, ihtiyacı olan herkesin koruyucu meleğidir.
İsa diyor ki: 'Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanmışsa, ben de oradayım.' İşte bugün biz buradayız. Benjamin’in adıyla, onun o güzel hatırasıyla, onun o parlak zekası ve nazik kalbiyle buradayız. Mesih, tam da aramızda, sizin o acılı ama sevgi dolu kalplerinizin tam ortasında duruyor. O, sizinle birlikte ağlıyor, sizinle birlikte hatırlıyor.
Bu homiliden çıkarken, yanınızda taşımanızı istediğim küçük bir şey var. Bugün birine, hiç beklemediği bir anda, karşılık beklemeden bir iyilik yapın. Birine nazik bir söz söyleyin. Benjamin’in o kumbarasını amcası için sunma niyetini hatırlayın. O, sevginin hesapsız olduğunu biliyordu. Siz de bugün, o hesapsız sevgiyi bir başkasına gösterin. Birine bir bardak su verin, birine gülümseyin, birinin yükünü hafifletin. Çünkü o küçük iyilikler, Tanrı’nın büyümesini sağladığı o kutsal ipliklerdir. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, Tanrı’nın sonsuz maviliğinde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerenden sevgiyle bakmaya devam et. Sonsuz huzur içinde uyu, sevgili çocuk. Senin o diş telli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab, bizi sevginin yolunda tut ve Benjamin'in ruhunu sonsuz huzuruna kabul et. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un bereketi üzerinizde olsun.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.