Rab'bin huzurunda, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla toplanmış bulunuyoruz. Bu kutsal anma ve dua vaktinde, O'nun diriltici sevgisi hepimizi kucaklasın.
Rabbimiz, bize merhamet et. Mesih, bize merhamet et. Rabbimiz, bize merhamet et.
Bir an için, sabahın erken saatlerinde mutfak masasının üzerine dökülen o ince, sarı güneş ışığını hayal edin. Bardaklar yerli yerinde, ekmek kokusu henüz taze ve evin içinde koşturan küçük ayak sesleri havada asılı duruyor. Hayat, o ordinaryum anlarında o kadar sıradan, o kadar kesintisiz akıyor gibi görünür ki, insan hiçbir şeyin bu akışı bozamayacağını sanır. Sonra birden, o masanın etrafındaki sessizlik derinleşir. Benjamin Đại Dương Vo... O parlak zihniyle, babası Alan’la birlikte havalimanı camlarının önünde durup dev Boeing 737’lerin gökyüzüne tırmanışını izleyen, zihnindeki o karmaşık teknoloji ve havacılık hayallerini 'Con Chim Airlines' adıyla gülümseyerek anlatan o saf çocuk, şimdi bu dünyanın sınırlarının ötesinde bir başka şölene katılıyor.
Bugün İşaya peygamberin sözleri, sanki doğrudan bu yeryüzü sürgününün ortasına düşen bir müjde gibi kulaklarımızda çınlıyor: 'Rab her halka bu dağda zengin yemeklerden oluşan bir şölen verecek... Ölümü sonsuza dek yok edecek. Egemen Rab her yüzde gözyaşlarını silecek.' Düşünün bunu... Gözyaşlarının silindiği, ölümün artık son sözü söylemediği o dağ. İşaya, bize uzak bir geleceğin masalını anlatmıyor; ta başlangıçtan beri insan kalbinin özlediği o ev sahibinin hazırladığı sofrayı gösteriyor. Düğün evi, kapılarını ardına kadar açmış durumda. Kral, oğlunun düğünü için ziyafet hazırlamış; danalar kesilmiş, en iyi şarabın kokusu havaya karışmış. Ama İncil’de bugün dinlediğimiz hikâye, bizi sarsan o garip gerçekle yüzleştiriyor: Çağrılanlar gelmek istemedi. Kimisi tarlasına gitti, kimisi ticaretine. Hayatın o koşturmacası içinde, o gürültülü ve meşgul günlerin arasında, asıl sofrayı unuttular.
Ve sonra ne oldu? Kral, kapıları ana yollara açtı; sokaklarda kim bulduysa – kötüyü de iyiyi de – hepsini içeri topladı. Salon doldu. İşte Ben’in o kısa ama yoğun yaşamı, bu ziyafet salonuna yürüyen o neşeli adımlar gibiydi. O, dünyayı merakla gezen, Lourdes’den Vatikan’a kadar her kutsal mekânda ayak izleri kalan, hayatı bir macera gibi kucaklayan bir çocuktu. O, sadece kodlar yazan bir dahi değildi; onun en büyük güzelliği, o saf yüreğiydi. Hatırlayın, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden, en değerli varlığı olan kumbarasını hiç düşünmeden sunmaya hazırlandığı o anı... O paraya gerçekte ihtiyaç kalmamıştı, amcasının sigortası vardı ve o kumbara hiç kırılmadı, hiç açılmadı. Ama o niyet... O saf, karşılıksız 'benim olan ne varsa senindir' diyen o çocuk yüreği, işte o düğün giysisinin ta kendisiydi. Ben, henüz on beş yaşındayken, sevginin hesap yapmadığını biliyordu.
Sevgili Alan ve Thao, biliyorum, o boşluk bazen göğsünüze çöken demirden bir ağırlık gibi. Evdeki o derin sessizlikte, 'Neden?' diye sormaktan yorulduğunuzu biliyorum. O havalimanı maceralarının, o 'Con Chim Airlines' hayallerinin sesleri kulaklarınızda çınlarken, bazen gecenin bir yarısı uyanıp kendi kendinizi sorguladığınızı da biliyorum. 'Acaba bir şey eksik mi yaptık? Acaba daha dikkatli olsaydım...' Lütfen bu taşı omuzlarınızdan indirin. İsa’nın dediği gibi, ne bu çocuk günah işledi ne de anne babası. Hastalık, bir ceza değildir; bir hata değildir; bir ihmal asla değildir. Siz Benjamin’e dünyadaki en kusursuz, en sıcak, en koruyucu yuvayı verdiniz. Siz onun tüm o uçak tutkusuna, o seyahatlerine ortak oldunuz. Siz hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. O, sizin kollarınızda büyüdüğü için sonsuza dek şanslıydı. Bazı acılar, insan iradesinin ötesinde, bu düşmüş dünyanın rüzgarlarıdır ve siz o rüzgara karşı evladınızı sevgiyle kalkanladınız.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en sadık yoldaşıydın. Biliyorum, o robotics sınıfı, o birlikte hayal ettiğiniz uçaklar şimdi çok sessiz. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde yaşıyor. O gökyüzünden geçen her uçağın motor sesinde sana göz kırpıyor. Güçlü ol, onun o meraklı bakışını kendi hayatında yaşatmaya devam et. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtı.
Ve Aziz Pavlus, Philippililere yazdığı o mektupta bize bu gücün nereden geldiğini fısıldıyor: 'Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim.' Pavlus, açlığı da tok yaşamayı da, bolluğu da yokluğu da öğrenmiştir çünkü onun demir atı bu dünyaya değil, Mesih’e bağlıdır. Benjamin de o gücü taşıyordu. O, son nefesine kadar o mücadele ruhunu, o 'çalışmak her şeydir' inancını bırakmadı. Şimdi o, İşaya’nın vadettiği o dağda, gözyaşlarının silindiği o büyük sofrada oturuyor. Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu – o 'Giếng Gioan Baotixita' – bugün çöl gibi yanan topraklara su veriyor. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – şimdi gerçekten de yeryüzünde susayanların duası oldu. O, gökte bir melek, yeryüzünde ise akan bir pınar oldu.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğu o ebedi uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, şimdi Tanrı’nın sofrasında, sizin için de bir yer hazırlıyor. Bugün, o neşeli gülümsemeyi hatırlayın; o gülümseme, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketiyle sarsın, yüzünü üzerinize çevirsin ve size huzur versin. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.