Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab'bin huzuruna, O'nun sonsuz şefkatine sığınarak toplandığımız bu kutsal zamanda, O'nun barışı ve sevgisi hepinizin üzerinde olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, güneşin batmaya yüz tuttuğu, gökyüzünün o en derin, en dingin maviye büründüğü bir akşamüzeri hayal edin. Hani o havalimanlarının tel örgülerine yaslanıp, uzaklardan gelen, gökyüzünde süzülen devasa metal kuşların inişini izlediğiniz o anlar... Benjamin’in dünyasında o uçaklar sadece birer mühendislik harikası değildi; onlar göklerin derinliklerine, bilinmeze ve sonsuzluğa açılan birer davetti. O, kendi elleriyle kodladığı o oyunların, 'Con Chim Airlines' adını verdiği o hayali havayolunun heyecanıyla, dünyayı keşfedilmeyi bekleyen bir laboratuvar gibi görürdü. Bugün, Aziz Küçük Çiçekli Teresa’nın bayramında, Eyüp’ün o sarsıcı feryadını okurken, tam da bu meraklı, neşeli ve hayat dolu çocuğun anısı, bize Tanrı’nın sessizliğinin ortasında nasıl ayakta kalacağımızı fısıldıyor.
Eyüp, bugün bize her şeyini kaybettiğinde bile, 'Benim Vindicator'ımın, yani Kurtarıcımın yaşadığını biliyorum' diyebilmenin o sarsıcı gerçeğini sunuyor. Bu, sadece bir teslimiyet değil, bir güvenin en uç noktasıdır. Biliyorum, sizin için bu sözler, bazen boğazınızda düğümlenen bir hıçkırık oluyor. Alan, Thao, Ryan; biliyorum ki o boş odanın sessizliği bir çığlık kadar ağır geliyor. Gecenin en derin saatinde, zihninizde o sessiz sorular dönüp duruyor. 'Neden?' sorusu, insanın kalbini bir bıçak gibi kesiyor. Ama lütfen bugün, o ağır taşı yüreğinizden indirin. İsa, doğuştan kör olan adam için 'Ne bu çocuk günah işledi, ne de anne babası' dediğinde, aslında tüm ebeveynlerin omuzlarındaki o gizli vicdan yükünü alıp atmıştı. Bazı acılar, bir insanın kontrol edebileceği, bir dikkatle engelleyebileceği şeyler değildir; ne bir bakımın eksikliğinden ne de gözden kaçan bir detaydan kaynaklanır. Sizler Benjamin'e bir ailenin verebileceği en kusursuz, en derin, en koruyucu sevgiyi verdiniz. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Sizler, onun dünyadaki en güvenli limanıydınız.
Bugün, İsa’nın öğrencilerini ikişer ikişer gönderdiği o sahneyi düşünün. 'Gidin, ama sizi kurtlar arasına kuzular gibi gönderiyorum' diyor. İsa, bu görev için bir hazırlık, bir donanım beklemiyor; sadece bir yürek istiyor. 'Yanınıza para kesesi, azık almayın' diyor. Bu, savunmasızlıkta güç bulmaktır. Tıpkı Benjamin gibi. Ben, on beş yıllık ömründe bu savunmasızlığı, o hesapsız cömertliğiyle yaşadı. Amcası William felç geçirdiğinde, o on beş yaşında, kimseye söylemeden, en değerli varlığı olan kumbarasını hiç düşünmeden sunmaya hazırlandığı o anı hatırlayın... O paraya gerçekte ihtiyaç kalmamıştı, ama o niyet, o bir çocuğun karşılıksız, hesapsız, 'benim olan ne varsa senindir' diyen o saf sevgisi... İşte İsa’nın aradığı o 'laborant', tam da Benjamin’in o anki cömertliğinde parlıyordu. O, dünyadaki her şeyin geçici olduğunu ama sevginin, o kumbaradaki her kuruşun ötesinde, göğe kadar uzanan bir değer taşıdığını biliyordu.
Küçük Teresa, 'Küçük Yol' derdi. Büyük, sarsıcı kahramanlıklar değil; her şeyi, en küçük işi bile büyük bir sevgiyle yapmak. Benjamin, o kısa ama dopdolu ömründe, bu yolu yürüdü. Kodladığı her satırda, babasıyla paylaştığı her uçak spotunda, kardeşine olan o derin bağlılığında hep bu 'Küçük Yol' vardı. O, şimdi hayalini kurduğu o ebedi uçuşların ötesinde, gerçek göklerde, İsa’nın ve Meryem Ana’nın şefkatli kollarında dinleniyor. Babasının rüyasında gördüğü o 'testleri geçen', o sağlıklı ve güçlü Ben, aslında bize bir mesaj veriyor. 'Ba, her şey yolunda' diyor. Onun adı, Cà Mau’daki o su kuyusuyla, şimdi her gün susayanlara hayat veren bir iyilik pınarı olarak akmaya devam ediyor. Bu, Benjamin’in sevgisinin ölmediğinin, aksine dünyada çoğaldığının en somut kanıtıdır.
Sevgili Ryan, kardeşim... Sen ağabeyin Benjamin’in o en sadık yoldaşı, o en güzel hatırasısın. Birlikte paylaştığınız o roller coaster hayallerini, o sessiz ve neşeli günleri unutma. Ağabeyinin o gökyüzüne bakan gözleri, o 'denemek her şeydir' diyen inatçı ama nazik ruhu senin içinde yaşıyor. Gökyüzünden geçen her uçak sesinde, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülümsemesini bu dünyada çoğaltmanı istiyor. Sen onun kardeşisin; onun ışığı senden parlayacak. Kardeşlik, ölümün bile kıramayacağı ölümsüz bir bağdır.
Bugün, İsa’nın yanına aldığı o çocuk gibi, siz de Rab’bin kucağında olduğunuzu hissedin. O, sizin acınızı biliyor. O, döktüğünüz her gözyaşını, o sessizce çektiğiniz her iç çekişi avucunda saklıyor. Benjamin’in o neşeli gülümsemesini hatırlayarak, bugün birine karşılıksız bir iyilik yapın. Belki birine bir gülümseme, belki bir yardım eli... Bir çocuğun sevgisi, dünyada böyle somut bir umuda dönüşüyor. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerelerden sevgiyle bakmaya devam et. Senin o neşeli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Bugün, haçın dibinde duran Meryem gibi, siz de acınızı Rab’be teslim edin. O, acınızı bir şifa kaynağına, bir umut ışığına dönüştürecek. Ve unutmayın, hiçbir şey, ama hiçbir şey, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Ne ölüm, ne yaşam, ne acı, ne de ayrılık. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız, ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun; yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.