Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla. Rab’bin lütfu ve esenliği hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir gece yarısı sessizliğini hayal edin. Evin tüm ışıkları sönmüş, dünya derin bir uykuya dalmışken, uzaklardan gelen bir ayak sesi... Bir bekleyişin, bir hazırlığın ve nihayetinde o büyük kavuşmanın anı. Bugün İncil’de İsa’nın anlattığı o on bakirenin hikayesi, aslında sadece uzak bir geçmişin değil, tam da şu anın, tam da sizin kalbinizin hikayesidir. 'Göklerin Krallığı, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzer.' Onlardan beşi akıllıydı, yanlarına fazladan yağ almışlardı; beşi ise akılsızdı, sadece ellerindekiyle yetinmişlerdi. Güvey gecikince hepsi uyuyakaldı. Ve gece yarısı o ses duyuldu: 'İşte güvey geliyor!'
Benjamin’in, yani o parlak zekalı ve nazik ruhlu çocuğunuzun, Boeing uçaklarının gökyüzündeki o süzülüşünü izlerken duyduğu o derin hayranlığı düşünün. O, gökyüzünün sonsuzluğuna, o 'Con Chim Airlines' hayallerine bakarken, aslında ruhunun nereye ait olduğunu biliyordu. Bugün, Bilgelik Kitabı bize 'Bilgelik, onu arayanlar tarafından kolayca bulunur' diyor. Bilgelik, şafak vakti onu bekleyenlerin kapısında oturur. Benjamin, o kısa on beş yıllık ömründe, bu bilgeliği, belki de farkında olmadan, bir çocuğun saf kalbiyle yaşadı. O, sadece kodlar yazan, yapay zekayı çözen bir dahi değildi; o, sevgiyi, dostluğu ve sadakati, yani asıl bilgeliği, günün her anında arayan bir yolcuydu.
Biliyorum, dört ay önce Benjamin’in göğe yürüyüşünden beri evinizdeki o sessizlik, o masadaki boş sandalye, omuzlarınıza binen o ağır keder, bazen adımlarınızı yavaşlatıyor. Zihninizde o bitmek bilmeyen sorular yankılanıyor: 'Neden?', 'Acaba bir şeyi atladık mı?' Lütfen, bugün bu sunağın başında o ağır yükü yere bırakın. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler ona dünyadaki en şefkatli yuvayı, en derin sevgiyi verdiniz. O omuzlarınızdaki haksız vicdan azabını, gizli suçluluk duygusunu bugün bu kelimelerle silip atın; çünkü hastalık bir ceza ya da kimsenin hatası değildir. Bazı acılar, ne bir eksiklikten ne de bir ihmalden kaynaklanır; onlar, bu kırık dünyanın ortasında insan iradesinin ötesinde yer alır. Sizler elinizden gelenin en iyisini yaptınız; sevginiz onun hayatının en güvenli limanıydı. İsa’nın, doğuştan kör olan adam için 'Ne bu adam günah işledi, ne de anne babası' dediği o anı hatırlayın; O, sizin omuzlarınızdaki o taşı çoktan kaldırdı.
İsa’nın hikayesindeki o 'yağ', aslında neyi temsil ediyor? O yağ, biriktirdiğimiz sevgi, Tanrı’ya olan sadakatimiz ve birbirimize sunduğumuz o karşılıksız şefkattir. Benjamin, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o biriktirdiği kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığında, aslında o 'yağı' toplamıştı. O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; çünkü ihtiyaç yoktu, ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. Ben, kendi elindeki en değerli şeyi, karşılıksız bir sevgiyle paylaşmaya hazırdı. İşte Tanrı’nın sofrasına girmek için gereken o yağ, tam olarak budur: Başkası için elindekini feda etmeye hazır, cömert bir yürek.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın, o havuz kenarındaki güneşli günlerin, birlikte paylaştığınız o neşeli anların tanığıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, hayatı onun adına da kucaklamanı istiyor. Sizin bağınız ölümün ötesindedir; o, şimdi Cennet Şöleni’nde, Saint Carlo Acutis gibi genç ruhlarla birlikte sizin için dua ediyor. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor. O, senin kalbinde yaşayan o neşeli, meraklı kardeştir.
Aziz Pavlus, Selaniklilere yazdığı mektupta, 'İsa’nın ölüp dirildiğine inanıyorsak, Tanrı da İsa aracılığıyla, O’nda uyuyanları O’nunla birlikte getirecektir' diyor. Bu, sadece bir teselli sözü değil, bir vaattir. Benjamin, o ebedi düğün ziyafetinde, Tanrı’nın huzurunda, o hayalini kurduğu gökyüzünün çok daha ötesinde, ışıklar içinde bekliyor. O, kapının ardında değil; o, kapının hemen ötesinde, sizin için dua ediyor. Sizin ona olan sevginiz, onun ruhunun kanatlarıdır. O, hiçbir yere gitmedi; o, sadece Tanrı’nın sonsuz sevgisinin içine, ebedi bir uçuşa geçti.
Ve dünyanın bir ucunda, bu sesi duyan, karanlık bir hastane odasında ya da kendi sessiz odasında 'Benim acım ne zaman dinecek?' diye soran sizler... İsa bugün İncil’de, 'Uyanık kalın' diyor. Bu, korkuyla bekleme çağrısı değil; sevgiyle, umutla bekleme çağrısıdır. Tanrı, sizin o sessiz gözyaşlarınızı görüyor. O, sizin omuzlarınızdaki yükü biliyor. O, Benjamin’in o parlak zekasını, o nazik gülümsemesini, o uçaklara olan merakını biliyor ve hepsini kendi yüreğinde saklıyor. Sizler yalnız değilsiniz. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Bugün, o gülümsemeyi hatırlayın; o, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. O, sizinledir. Bugün eve dönerken, Ben’in o neşeli, meraklı gülümsemesini düşünün ve bilin ki, o gülümseme Tanrı’nın size olan sevgisinin bir aynasıdır. O, sizi bekliyor. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun. O’nun ışığı üzerinizde parlasın ve size ebedi esenliğini versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.