Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab'bin lütfu ve esenliği hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir evin sessizliğini hayal edin. Öyle bir sessizlik ki, duvarlar bile bir zamanlar orada yankılanan o çocuksu kıkırdamaları, o hızlıca tıkırdayan klavye seslerini veya bir uçak modelinin parçalarını birleştirirken çıkan o dikkatli nefes alıp verişleri arıyor. Benjamin’in, yani Ben’in dünyası, tam da bu tür küçük, somut detaylarla örülüydü. O, sadece bir dahi değildi; o, hayatı bir keşif gibi yaşayan, her yeni günün içine bir parça merak ve bir parça nezaket sığdıran bir çocuktu. Bugün, Aziz Pavlus’un Efeslilere yazdığı o sarsıcı satırları okurken, gözümün önüne Ben’in o meşhur 3D gözlüklerini taktığı an geliyor. Hatırlarsınız, o 3D gözlüklerin mavi tonları yüzüne yansıdığında, kardeşi Ryan ile birlikte o sanal dünyanın derinliklerine bakarkenki o bakışı... O an, o kadar masum, o kadar odaklanmış bir merak vardı ki. Pavlus, 'Biz O’nun el yapımıyız,' diyor. İşte Ben, o kısa ömründe, Tanrı’nın elinden çıkmış o eşsiz, o pırıl pırıl eseri, en saf haliyle yansıtıyordu.
Fakat bugün, İsa’nın İncil’de çizdiği o tablo, bizim dünyevi kaygılarımızla sert bir şekilde çatışıyor. İsa, 'Belinizi kuşatın ve kandillerinizi yakın; efendilerinin düğünden dönmesini bekleyen hizmetkarlar gibi olun' diyor. Bir düğün... Bir neşe, bir kavuşma, bir kutlama. İsa, bizi bu düğünün bekleyişine çağırıyor. Fakat bu bekleyiş, öylece oturup beklemek değildir. Bu bekleyiş, yüreğin uyanık olmasıdır. İsa, 'Efendi geldiğinde onları uyanık bulursa, ne mutlu o hizmetkarlara!' diyor. Ve sonra, İncil’in en şaşırtıcı, en sarsıcı vaadini ekliyor: 'Efendi belini kuşatacak, onları sofraya oturtacak ve gelip onlara hizmet edecektir.' Düşünün bunu. Evrenin Efendisi, hizmetkar oluyor. O, bizim yorgunluğumuzu, bizim o bitmek bilmeyen bekleyişimizi, bizim o ağır acımızı görüyor ve gelip bize hizmet ediyor.
Ben, bu hizmetin ne demek olduğunu, henüz on beş yaşındayken, o tertemiz kalbiyle anlamıştı. Hatırlayın, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden, en değerli varlığı olan kumbarasını hiç düşünmeden sunmaya hazırlandığı o anı... O paraya gerçekte ihtiyaç kalmamıştı, amcasının sigortası vardı ve o kumbara hiç kırılmadı, hiç açılmadı. Ama o niyet... O saf, karşılıksız 'benim olan ne varsa senindir' diyen o çocuk yüreği, işte İsa’nın bahsettiği o uyanıklığın ta kendisiydi. Ben, o kumbarayı kırmadı, ama kalbini sonuna kadar açtı. O, dünyevi olanı değil, ebedi olanı, yani sevgiyi biriktirdi. O, hayatı bir 'hazırlık' gibi yaşıyordu. Havacılığa olan tutkusuyla, o Boeing 737’lerin gökyüzündeki rotalarını izlerken, aslında bir varış noktasına, bir kavuşma anına odaklanmıştı.
Sevgili Alan ve Thao, biliyorum, o boşluk bazen göğsünüze çöken demirden bir ağırlık gibi. O sessiz gecelerde, zihninizde o 'acaba' soruları dönüp duruyor. Lütfen, bu taşı omuzlarınızdan indirin. İsa, kör doğan adamın hikâyesinde 'Ne bu çocuk günah işledi ne de anne babası' dediğinde, aslında tüm ebeveynlerin omuzlarındaki o gizli, o haksız vicdan yükünü alıp atmıştı. Benjamin’in rahatsızlığı, sizin bir eksikliğiniz ya da bir hatanız değildi. Sizler, ona dünyadaki en güvenli, en şefkatli yuvayı sundunuz. Sizler, onun o havacılık tutkusuna, o 'Con Chim Airlines' hayallerine ortak oldunuz, onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz. Siz hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. O, sizin kollarınızda büyüdüğü için sonsuza dek şanslıydı. Bazı acılar, insan iradesinin ötesinde, bu düşmüş dünyanın rüzgarlarıdır ve siz o rüzgara karşı evladınızı sevgiyle kalkanladınız. Kendinizi suçlamayı bırakın; Tanrı’nın gözünde sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en sadık yoldaşıydın. Biliyorum, o robotics sınıfı, o birlikte hayal ettiğiniz uçaklar şimdi çok sessiz. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini, o meraklı bakışını kendi hayatında yaşatmaya devam etmeni istiyor. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtı. Sen, onun dünyadaki en yakın dostuydun ve bu bağ, ölümün bile koparamayacağı kadar kutsal ve ebedidir. O, seninle roller coaster'a bindiği o rüyalarda olduğu gibi, senin yaşamının her anında seninle beraber. O, 'Ba, ben testleri geçtim, kendi başıma nefes alabiliyorum' dediğinde, aslında size o büyük huzuru, o ebedi istirahatı müjdeliyordu.
Bugün, İsa’nın 'Much will be required of the person entrusted with much' (Çok verilenden çok istenir) sözü, aslında bir yük değil, bir lütuf çağrısıdır. Ben’e çok şey verilmişti: o keskin zeka, o şefkatli kalp, o dünyayı kucaklayan merak. Ve o, bu emaneti, o 'Con Chim Airlines' hayallerini paylaşarak, o kumbarasını sunarak, o her anı bir keşfe dönüştürerek geri verdi. O, şimdi Tanrı’nın sofrasında, sizin için de bir yer hazırlıyor. Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', bugün çöl gibi yanan topraklara su veriyor. O, yalnızca gökte bir melek değil, yeryüzünde susayanların duası oldu. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – şimdi gerçekten de başkalarının hayatını sulayan bir pınar oldu. O, artık sadece bir çocuk değil, başkalarına hayat veren bir iyilik kaynağı.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğu o ebedi uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, şimdi Tanrı’nın sofrasında, sizin için de bir yer hazırlıyor. Bugün, o 3D gözlükleriyle, o çocuksu ama derin merakıyla kameraya bakan Ben’i hatırlayın; o gülümseme, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. Bugün, evinizin kapısından girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi, sizi ebediyen bir arada tutacak. O, sizinledir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun; yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.