Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab İsa Mesih'in lütfu, Tanrı'nın sevgisi ve Kutsal Ruh'un yoldaşlığı hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir nehrin denize doğru sonsuz akışını hayal edin. Su, yatağını aşındırır, kıvrılır, döner ve sonunda o uçsuz bucaksız, doyurulamayan okyanusa kavuşur. Vaiz kitabının yazarı, bugün bize hayatın bu döngüsünü, güneşin doğuşunu ve batışını, rüzgarın o bitmek bilmeyen oyununu anlatırken, aslında insanın kalbindeki o derin doyumsuzluğu işaret ediyor. 'Göz görmeye doymaz, kulak işitmeye kanmaz.' Her şey bir döngü, her şey geçici... Bu sözler ilk bakışta belki hüzünlü, hatta umutsuz gibi gelebilir. Ancak bugün, Benjamin'in o pırıl pırıl, merak dolu dünyasına baktığımızda, bu ayetlerin sadece bir 'boşluk' değil, aslında insanın 'sonsuzluğa olan özlemi' olduğunu anlıyoruz.
Sevgili Alan, Thao ve sevgili Ryan. Benjamin'in aramızdan ayrılışının üzerinden üç ay geçti. Bugün, Süleyman'ın o kadim bilgeliğini düşünürken, aklıma Benjamin'in o bitmek bilmeyen merakı geliyor. Hatırlayın; o sadece 8. sınıf seviyesindeki matematik problemlerini çözen bir dahi değil, aynı zamanda bulut bilişim sistemlerinin, yapay zekanın o karmaşık labirentlerinde kaybolmaktan keyif alan bir çocuktu. O, 'hiçbir şey yeni değildir' diyen Vaiz'e inat, her gün yeni bir şey öğrenmenin, her gün bir Boeing 737'nin kalkışını izlerken o uçuşun sırlarını çözmenin peşindeydi. O, hayatın o sıradan döngüsüne, kendi küçük 'Con Chim Airlines' hayaliyle, o neşeli gülüşüyle bir anlam katmayı başardı. Onun merakı, dünyayı bir 'boşluk' olarak değil, Tanrı'nın bir keşif alanı olarak görmesini sağladı.
Gerçeği dürüstçe konuşalım, çünkü yas kelimelerle örtülemez. Biliyorum ki, o boş odanın sessizliği bazen bir çığlık kadar ağır geliyor. Biliyorum ki, gecenin en derin saatinde zihninizde o sessiz sorular dönüp duruyor. Alan, Thao, biliyorum ki bazen kendinizi suçluyorsunuz; 'Acaba bir şeyi mi kaçırdım, acaba daha fazlasını yapabilir miydim?' diye soruyorsunuz. Lütfen bugün o ağır taşı yüreğinizden indirin. İsa, öğrencileri kör bir adamı gördüklerinde 'Kim günah işledi?' diye sorduklarında, 'Ne bu çocuk ne de anne babası' demişti. Bazı acılar, bir insanın kontrol edebileceği, bir dikkatle engelleyebileceği şeyler değildir. Sizler Benjamin'e bir ailenin verebileceği en kusursuz, en derin, en koruyucu sevgiyi verdiniz. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. O, şimdi o göksel pencerelerden size şefkatle gülümsüyor. Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Sizler, onun dünyadaki en güvenli limanıydınız.
İncil'de Herod'un, İsa'nın kim olduğunu anlamaya çalışırken duyduğu o büyük şaşkınlığı ve perişanlığı görüyoruz. 'John'u ben kafa kestirerek öldürdüm. Kimdir bu?' diyor. Herod, gücün ve korkunun esiri olduğu için, İsa'nın o sessiz ama sarsıcı varlığını anlayamıyordu. Oysa Benjamin, Herod gibi bir güç arayışında değildi. O, amcası William için o küçük kumbarasını sunmaya hazır olduğunda, İsa'nın o 'paylaşan kalp' çağrısını herkesten daha iyi anlamıştı. O paraya ihtiyaç kalmamıştı, ama o niyet, o bir çocuğun karşılıksız, hesapsız, 'her şeyimi verebilirim' diyen o saf sevgisi... İşte İsa'nın aradığı o 'yeni' şey, tam da Benjamin'in o anki yüreğinde parlıyordu. O, dünyadaki her şeyin geçici olduğunu ama sevginin, o kumbaradaki her kuruşun ötesinde bir değer taşıdığını biliyordu.
Sevgili Ryan, kardeşim... Sen ağabeyin Benjamin'in o en sadık yoldaşı. Birlikte o steamer basket'i paylaştığınız, o sushi kutularının başında sessizce oturduğunuz anları hatırla. Sen onun kardeşisin, onun oyun arkadaşısın. O, senin içinde yaşamaya devam ediyor. Gökyüzünden geçen her uçak sesinde, o 'Con Chim Airlines'ın hayalini kuran ağabeyinin seninle olduğunu hatırla. Sen güçlü ol, sen onun yarım kalan gülümsemesini bu dünyada çoğalt. O, senin mutlu olmanı, onunla paylaştığın o güzel anıları yaşamaya devam etmeni istiyor. Kardeşlik, ölümün bile kıramayacağı bir bağdır.
Vaiz, 'hiçbir şey yeni değildir' diyor, ama Tanrı, Benjamin'in yaşamıyla bize her gün yepyeni bir umut veriyor. O, şimdi o ebedi şölende, İsa'nın sofrasında. Babasının rüyasında gördüğü o 'testleri geçen', o sağlıklı ve güçlü Ben, aslında bize bir mesaj veriyor. 'Ba, her şey yolunda' diyor. O, şimdi hayalini kurduğu o ebedi uçuşların ötesinde, gerçek göklerde. Onun adı, Cà Mau'daki o su kuyusuyla, şimdi her gün birilerinin susuzluğunu gideren bir iyilik pınarı olarak akıyor. Bir çocuğun sevgisi, dünyada böyle somut bir umuda dönüşüyor.
Bugün dışarı çıkarken yanınıza alacağınız şey şu olsun: Tanrı, sizin acınızı biliyor. O, döktüğünüz her gözyaşını, o sessizce çektiğiniz her iç çekişi avucunda saklıyor. Bugün, Benjamin'in o neşeli gülümsemesini hatırlayarak, birine karşılıksız bir iyilik yapın. Belki birine bir gülümseme, belki birine bir yardım eli... Bir çocuğun sevgisi, dünyada böyle somut bir umuda dönüşüyor. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerelerden sevgiyle bakmaya devam et. Senin o neşeli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Bugün, haçın dibinde duran Meryem gibi, siz de acınızı Rab'be teslim edin. O, acınızı bir şifa kaynağına, bir umut ışığına dönüştürecek. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketlesin ve korusun. Rab yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.