Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Kutsal Üçlü Birlik'in lütfu ve esenliği üzerinizde olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir mutfak masasının başında oturduğunuzu hayal edin. Önünüzde, bir çocuğun özenle çizdiği, üzerinde 'Con Chim Airlines' yazan o küçük, hayali uçak taslakları duruyor. Benjamin Vo, o parlak zekasıyla sadece kodlar yazmıyor, sadece AWS ortamlarını yönetmiyordu; o, kendi dünyasını, kendi hayallerini, o masumiyetin ve zekanın birleştiği o nadir yerlerde inşa ediyordu. Bugün, Filipililer mektubunda Aziz Pavlus bize, 'Her durumda ve her şeyde, hem tok hem aç olmanın, hem bolluk hem de yokluk içinde yaşamanın sırrını öğrendim' diyor. Pavlus, hayatın inişli çıkışlı, bazen çok parlak bazen de çok karanlık olan o yollarını, Mesih’in gücüyle nasıl aştığını anlatıyor. Bu, sadece bir metin değil; bu, hayatın ta kendisi.
Benjamin, on beş yıllık ömründe bu sırrı, belki de farkında olmadan, bir çocuğun saf kalbiyle yaşadı. O, zekasıyla bulut bilişimin karmaşık dünyasını bir dahi gibi çözerken, kalbiyle de başkalarının acısını kendi omuzlarında hissetmeyi biliyordu. Hatırlayın, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o biriktirdiği kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığı o anı. O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; çünkü ihtiyaç yoktu, ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. Ben, kendi elindeki en değerli şeyi, karşılıksız bir sevgiyle paylaşmaya hazırdı. İnsanlar, bir çocuğun sadece oyuncağına veya şekerine değer verdiğini sanır; ama Ben, başkasının acısını gördüğünde, elindeki her şeyi, o çocuksu ama derin bir cömertlikle feda edebilecek kadar büyüktü. Bu, Pavlus’un bahsettiği o 'içsel güç'tür: Kendine değil, başkasına yönelen o kutsal cömertlik.
Sevgili Alan, Thao ve Ryan... Biliyorum, dört ay önce Benjamin’in göğe yürüyüşünden beri evinizdeki o sessizlik, o masadaki boş sandalye, omuzlarınıza binen o ağır keder, bazen adımlarınızı yavaşlatıyor. Zihninizde o bitmek bilmeyen sorular yankılanıyor: 'Neden?', 'Acaba bir şeyi atladık mı?' Lütfen, bugün bu sunağın başında o ağır yükü yere bırakın. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler ona dünyadaki en şefkatli yuvayı, en derin sevgiyi verdiniz. O omuzlarınızdaki haksız vicdan azabını, gizli suçluluk duygusunu bugün bu kelimelerle silip atın; çünkü hastalık bir ceza ya da kimsenin hatası değildir. Bazı acılar, ne bir eksiklikten ne de bir ihmalden kaynaklanır; onlar, bu kırık dünyanın ortasında insan iradesinin ötesinde yer alır. Sizler elinizden gelenin en iyisini yaptınız; sevginiz onun hayatının en güvenli limanıydı. İsa’nın, doğuştan kör olan adam için 'Ne bu adam günah işledi, ne de anne babası' dediği o anı hatırlayın; O, sizin omuzlarınızdaki o taşı çoktan kaldırdı. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız.
Bugün İncil’de, İsa bize çok zor bir soru soruyor: 'Küçük şeylerde güvenilir olmayan, büyük şeylerde de güvenilir değildir.' İsa burada paradan, maldan bahsetmiyor; O, yüreğin nereye ait olduğundan bahsediyor. 'Hiçbir uşak iki efendiye kulluk edemez.' Ben, bu dünyada sadece bir yolcuydu. O, 'Con Chim Airlines' ile gökyüzünü hayal ederken, aslında ruhunun nereye ait olduğunu biliyordu. O, küçük şeylerde, yani o babasının anlattığı hikayeleri dinlerken, o havalimanı camlarının ardındaki o meraklı bakışında, aslında Tanrı’nın büyük sevgisine güveniyordu. Ben, Trustin ile birlikte uçak kartlarını paylaşırken, o küçük kartların arkasında aslında bir dostluğun, bir sadakatin, ebedi olanın izini sürüyordu. O, küçük şeylerde güvenilir olduğunu, sevgisiyle kanıtladı.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın, o havuz kenarındaki güneşli günlerin, birlikte paylaştığınız o neşeli anların tanığıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, hayatı onun adına da kucaklamanı istiyor. Sizin bağınız ölümün ötesindedir; o, şimdi Cennet Şöleni’nde, Saint Carlo Acutis gibi genç ruhlarla birlikte sizin için dua ediyor. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor. O, senin kalbinde yaşayan o neşeli, meraklı kardeştir.
Ve dünyanın bir ucunda, bu sesi duyan, karanlık bir hastane odasında ya da kendi sessiz odasında 'Benim acım ne zaman dinecek?' diye soran sizler... İsa bugün İncil’de, 'Tanrı yüreklerinizi bilir' diyor. O, sizin o gizli gözyaşlarınızı, o kimseye söyleyemediğiniz acınızı, o gece yarısı 'neden?' diye haykırışınızı biliyor. O, sizin acınızı biliyor ve sizi kınamıyor. Aksine, o acının içinden size elini uzatıyor. Sizler, evladınıza dünyadaki en şefkatli yuvayı verdiniz. Sizler, onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz, o havalimanı camlarının ardında Boeing uçaklarını izlerken paylaştığınız o neşeli anları, birlikte çıktığınız gezileri ve o 'en komik baba' deyişlerini kalbinizde sakladınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız.
Ben’in o saf sevgisi, bugün hala yeryüzünde akmaya devam ediyor. Hatırlayın, o Cà Mau’da açılan temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. O, Büyük Okyanus anlamına gelen orta adı gibi, yeryüzünde susayanlar için şifa dolu bir pınar oldu. Ben, sadece gökte bir melek değil; yeryüzünde iyilikle atan bir kalp olmaya devam ediyor. Onun mirası, sizin birbirinize olan bağlılığınızda, Ryan’ın geleceğe atacağı her adımda yaşamaya devam edecek. O, sadece bir anı değil; o, Tanrı’nın sevgisinin sizin hayatınızdaki somut bir kanıtıdır.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Bugün, o gülümsemeyi hatırlayın; o, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. O, sizinledir. Bugün eve dönerken, Ben’in o neşeli, meraklı gülümsemesini düşünün ve bilin ki, o gülümseme Tanrı’nın size olan sevgisinin bir aynasıdır. O, sizi bekliyor. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın, sizi korusun ve yüzünü size dönsün. Esenlikte kalın.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.