Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab'bin huzurunda, O'nun acı çeken Annesi'nin şefkatiyle toplanmış olan sizleri selamlıyorum.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir annenin kucağına, bir çocuğun başının yaslandığı o en güvenli yeri hayal edin. O yer ki, dünya ne kadar gürültülü, ne kadar sert olursa olsun, orada her şey durulur. Bugün, Acılı Meryem Ana'yı anarken, haçın dibinde duran o Anne'ye bakıyoruz. O'nun kucağı artık bir bebeğin değil, çarmıhtan indirilen bedeninin ağırlığıyla dolu. Bugün, sadece bir azizeyi değil, acının tam kalbinde duran bir anneyi, bir 'kılıçla delinmiş' kalbi konuşacağız.
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Benjamin’in aramızdan ayrılışının üzerinden üç ay geçti. Bugün, Meryem Ana’nın o sessiz, o delinmiş kalbini düşünürken, sizin de o boşluğu, o 'kılıç yarası' gibi sızlayan özleminizi hissediyorum. Biliyorum; o boş sandalyenin ağırlığı, sabahları uyandığınızda o ilk anın sızısı, Ben’in o zeki, o hayat dolu gülüşünün zihninizde bir film şeridi gibi dönmesi… Bu acı, bir çocuğun hayatının ne kadar büyük bir boşluk bıraktığının kanıtıdır. İnsan aklı, bu ayrılığı anlamlandıramaz; 'Neden bu kadar zeki, neden bu kadar parlak bir gelecek, neden bu kadar erken?' diye sorar. Ama bugün, haçın altında duran Meryem, bize acının bir son olmadığını, bir geçiş olduğunu fısıldıyor.
Benjamin’i hatırlayın. O, sadece dördüncü sınıftayken sekizinci sınıf matematik problemlerini çözen, babasının o teknik dünyasını bir fotokopi gibi kavrayan dahi bir zeka değildi. Onun zekası, asla insanı ezen bir kibir taşımazdı. O, her sabah babasına o tatlı seslenişiyle günaydın diyen, babasının uydurma hikayelerini en büyük gerçekmiş gibi dinleyen bir çocuktu. O, havalimanlarında 'airport spotting' ritüelleriyle babasının yanında durup uçakların kalkışını izlerken, içindeki o 'Con Chim Airlines' hayaliyle neşeyle gülen o saf ruhtu. Hatırlıyor musunuz, o meşhur 'CHILL' yazılı tişörtüyle, o silver haç kolyesiyle evde yaptığı o komik yüz ifadelerini? O, hayatı bir şenlik gibi yaşayan, ama o şenliğin içinde derin bir nezaket taşıyan bir çocuktu.
Gerçeği dürüstçe konuşalım, çünkü acı asla süslü kelimelerle örtülemez. Bazen gecenin o en sessiz saatinde, zihninizde o ağır taşlar dolaşır. 'Acaba bir şeyi mi kaçırdık? Acaba daha fazla ne yapabilirdik?' Benjamin’in o zorlu hastalığı karşısında, kendi çabanızı, kendi sevginizi yetersiz mi görüyorsunuz? Lütfen bugün bu taşın altından kalkın. İsa, doğuştan kör olan adam için ne demişti? 'Ne kendisi günah işledi, ne de anne babası.' Hastalık, sizin bir eksikliğinizin veya kaçırdığınız bir detayın sonucu değildi. Sizler ona bir çocuğun sahip olabileceği en koruyucu, en kusursuz, en derin sevgiyi sundunuz. Sizler onun kanatlarıydınız. Bazı acılar bu dünyada insan kontrolünün tamamen ötesindedir; hiçbir dikkat, hiçbir sevgi, hiçbir tıbbi bilgi o fırtınanın önüne geçemez. Sizler elinizden gelenin fazlasını, bir ailenin verebileceği her şeyi verdiniz. Tanrı, o yaralı kalplerinizi biliyor ve sizi asla suçlamıyor. Benjamin de sizi suçlamıyor; o, şimdi o göksel pencerelerden, hayalini kurduğu o sonsuz mavilikten size minnetle bakıyor. Lütfen kendinizi o suçluluğun yükünden azat edin. Tanrı, sizin o yaralı kalplerinizi biliyor ve sizi suçlamıyor; aksine, sizi şefkatle kucaklıyor.
İsa, haçın üzerinden Meryem'e, 'Kadın, işte oğlun' dediğinde, sadece bir vasiyet bırakmıyordu; O, acının içinden yeni bir aile kuruyordu. Bugün, o aileye, yani Kilise'ye, yani birbirimize bakıyoruz. 'Beden bir olduğu halde birçok üyeden oluşur' diyor Pavlus. Benjamin, o bedenin en parlak, en nazik üyelerinden biriydi. O, amcası William için kumbarasını sunmaya hazır olduğunda, aslında İsa’nın o hesapsız sevgisini yaşamıştı. O, sevgisini hesapsızca sunuyordu. Siz de bugün, o hesapsız sevgiyi bir başkasına gösterin. Birine bir bardak su verin, birine gülümseyin, birinin yükünü hafifletin. Çünkü o küçük iyilikler, Tanrı’nın büyümesini sağladığı o kutsal ipliklerdir. O, sadece sizin evinizde değil, dünyanın o yoksul köşelerinde, sessizce akan bir nehir gibi yaşıyor. Benjamin’in o 'Büyük Okyanus' anlamına gelen orta adı Đại Dương gibi, onun sevgisi de Cà Mau’daki o temiz su kuyusundan akmaya devam ediyor.
Sevgili Ryan, kardeşim… Sen ağabeyin Benjamin’in o en yakın yoldaşı, o Disneyland maceralarındaki süper kahraman ortağıydın. O Dubai şapkalarıyla develere bindiğiniz, o otellerde Star Wars ve Cars çantalarınızın üstüne oturup havalimanlarında gülüştüğünüz günler kalbinin en güzel köşesinde duruyor. Ağabeyin şimdi göklerde ama onun o 'denemek her şeydir' diyen o inatçı, güzel ruhu senin içinde yaşıyor. Ne zaman bir uçak sesi duysan, ne zaman gökyüzüne bir Boeing 737 süzülse, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun o yarım kalan gülümsemesini bu dünyada çoğaltmanı istiyor. Sen onun kardeşisin; onun ışığı senden parlamaya devam edecek. Babanın rüyasında gördüğü o 'testleri geçen' Ben, şimdi senin hayatının her sınavında, her başarında, her gülüşünde seninle.
Bugün, dünyanın dört bir yanından bu duaya katılan, evlerinde kendi sessiz haçlarını taşıyan bütün anneler, babalar, kardeşler… Yalnız değilsiniz. Rab, döktüğünüz her bir damla gözyaşını kendi avucunda topluyor. Benjamin ve Aziz Carlo Acutis, şimdi o göksel tahtın önünde, bu dünyada erken ayrılan tüm çocuklar için ellerini açmış dua ediyorlar. Tanrı güvenilirdir; O, bıraktığı hiçbir emaneti unutmaz. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerelerden sevgiyle bakmaya devam et. Senin o diş telli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Bugün, haçın dibinde duran Meryem gibi, siz de acınızı Rab'be teslim edin. O, acınızı bir şifa kaynağına, bir umut ışığına dönüştürecek. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketlesin ve korusun; O'nun yüzü üzerinizde parlasın. Meryem Ana'nın şefkatiyle, huzur içinde gidin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.