Babanın, Oğul'un ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab bizimle olsun.
Rabbimiz, bize merhamet et. Mesih, bize merhamet et. Rabbimiz, bize merhamet et.
Bir an için, güneşin ilk ışıklarının pencereden süzüldüğü o sessiz sabahı hayal edin. Dışarıda dünya kendi gürültüsüyle akıp gitmeye başlarken, evin içinde henüz uykulu gözlerle adımlayan bir çocuğun varlığı vardır. Vaiz, bugün bize gençliğin o sabah vakti gibi parlayan ama bir o kadar da hızla geçen günlerinden bahsediyor. 'Yaradanını an,' diyor, 'kötü günler gelmeden, o yıllar yaklaşmadan... gümüş ip kopmadan, altın tas kırılmadan.' Bu sözler ilk başta kulakta biraz hüzünlü, hatta biraz ağır çınlayabilir. Ama bugün, Benjamin'in o pırıl pırıl, merak dolu dünyasına baktığımızda, bu kadim dizelerin aslında hayatın ne kadar eşsiz, ne kadar kırılgan ama bir o kadar da Tanrı'ya ait bir armağan olduğunu anlıyoruz.
Sevgili Alan, Thao ve sevgili Ryan... Benjamin'in aramızdan ayrılışının üzerinden üç ay geçti. Bugün, Vaiz'in o gençliğin parlaklığını ve ardından gelen sessizliği anlatan sözlerini düşünürken, aklıma Benjamin'in o eşsiz zihni geliyor. Ben, sadece kod satırlarının, bulut bilişim sistemlerinin veya 8. sınıf matematik problemlerinin arkasındaki o dahi çocuk değildi; o, hayatın her anını keşfetmeye çalışan, gökyüzüne ve uçaklara tutkun bir ruhtu. Hatırlayın; o 15 yıllık ömründe, havalimanlarının kenarında Boeing 737'lerin kalkışını izlerken gözlerindeki o parıltıyı... Kendi elleriyle kodladığı o oyunları, 'Con Chim Airlines' adını verdiği o hayali havayolundan bahsederken yüzünde beliren o masum, neşeli gülümsemeyi... O, dünyayı bir hapisane değil, Tanrı'nın katında keşfedilmeyi bekleyen devasa bir gökyüzü olarak gördü.
Gerçeği dürüstçe konuşalım, çünkü yas kelimelerle örtülemez. Biliyorum ki, o boş odanın sessizliği bazen bir çığlık kadar ağır geliyor. Biliyorum ki, gecenin en derin saatinde zihninizde o sessiz sorular dönüp duruyor. Alan, Thao, biliyorum ki bazen kendinizi suçluyorsunuz; 'Acaba bir şeyi mi kaçırdım, acaba daha fazlasını yapabilir miydim?' diye soruyorsunuz. Lütfen bugün o ağır taşı yüreğinizden indirin. İsa, doğuştan kör olan adam için 'Ne bu çocuk günah işledi, ne de anne babası' dediğinde, aslında tüm ebeveynlerin omuzlarındaki o gizli vicdan yükünü alıp atmıştı. Bazı acılar, bir insanın kontrol edebileceği, bir dikkatle engelleyebileceği şeyler değildir; ne bir bakımın eksikliğinden ne de gözden kaçan bir detaydan kaynaklanır. Sizler Benjamin'e bir ailenin verebileceği en kusursuz, en derin, en koruyucu sevgiyi verdiniz. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. O, şimdi o göksel pencerelerden size şefkatle gülümsüyor. Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Sizler, onun dünyadaki en güvenli limanıydınız.
Ve sonra, İncil'de o sessiz ve sarsıcı an gelir. İsa, öğrencilerine o dönüm noktasını fısıldar: 'İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecektir.' Öğrenciler bunu anlamazlar; anlamları onlardan gizlenmiştir ve O'na sormaya korkarlar. Onlar bir zafer, bir güç, dünyasal bir kalıcılık bekliyorlardı. Tıpkı Vaiz'in dediği gibi, 'toprak başladığı yere, toz toprağa dönerken, soluk da onu veren Tanrı'ya döner.' İnsan aklı, bu ayrılığın acısını hemen kavrayamaz. O çarmıhın gölgesi, o geçici gibi görünen ayrılık, inancın karanlığından geçmeden aydınlığa çıkmaz. Ben, hayatı boyunca o çarmıhın korkusuyla değil, o tertemiz kalbinin sevgisiyle yaşadı.
Amcası William iki felç geçirdiğinde, o on beş yaşında, kimseye söylemeden, en değerli varlığı olan kumbarasını hiç düşünmeden sunmaya hazırlandığı o anı düşünün... O paraya gerçekte ihtiyaç kalmamıştı, ama o niyet, o bir çocuğun karşılıksız, hesapsız, 'benim olan ne varsa senindir' diyen o saf sevgisi... İşte İsa'nın o 'teslim ediliş' gerçeğinin ötesinde aradığı o cömert, o fedakar kalp, tam da Benjamin'in o anki cömertliğinde parlıyordu. O, dünyadaki her şeyin geçici olduğunu ama sevginin, o kumbaradaki her kuruşun ötesinde, göğe kadar uzanan bir değer taşıdığını biliyordu.
Sevgili Ryan, kardeşim... Sen ağabeyin Benjamin'in o en sadık yoldaşı, o en güzel hatırasısın. Birlikte paylaştığınız o sessiz anları, o evdeki neşeli günleri unutma. Ağabeyinin o gökyüzüne bakan gözleri, o 'denemek her şeydir' diyen inatçı ama nazik ruhu senin içinde yaşıyor. Gökyüzünden geçen her uçak sesinde, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülümsemesini bu dünyada çoğaltmanı istiyor. Sen onun kardeşisin; onun ışığı senden parlayacak. Kardeşlik, ölümün bile kıramayacağı ölümsüz bir bağdır.
Mezmur'da ne diyorduk? 'Ey Rab, sen her kuşakta bize sığınak oldun... Günlerimizi saymayı bize öğret ki, yüreğimize bilgelik kazanalım.' Benjamin, o kısa ama dopdolu ömründe, o yürek bilgeliklerinin en güzelini yaşadı. O, şimdi hayalini kurduğu o ebedi uçuşların ötesinde, gerçek göklerde, İsa'nın ve Meryem Ana'nın şefkatli kollarında dinleniyor. Babasının rüyasında gördüğü o 'testleri geçen', o sağlıklı ve güçlü Ben, aslında bize bir mesaj veriyor. 'Ba, her şey yolunda' diyor. Onun adı, Cà Mau'daki o su kuyusuyla, şimdi her gün susayanlara hayat veren bir iyilik pınarı olarak akmaya devam ediyor.
Bugün dışarı çıkarken yanınıza alacağınız şey şu olsun: Tanrı sizin acınızı biliyor, sizi yalnız bırakmıyor. Benjamin'in o neşeli gülümsemesini hatırlayarak, bugün birine karşılıksız bir iyilik yapın. Belki bir gülümseme, belki bir yardım eli... Bir çocuğun sevgisi, dünyada böyle somut bir umuda dönüşüyor. Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerelerden sevgiyle bakmaya devam et. Senin o neşeli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketiyle sarsın, yüzünü üzerinize çevirsin ve size huzur versin. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.