Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab İsa Mesih'in lütfu, Tanrı'nın sevgisi ve Kutsal Ruh'un yoldaşlığı hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, havaalanının o geniş camlarının önünde durduğunuzu hayal edin. Dışarıda, pistin üzerinde, o devasa Boeing 737 uçakları, devasa motorlarının gücüyle gökyüzüne meydan okumaya hazırlanıyor. Benjamin, o meraklı gözleriyle, elinde belki hayali bir uçuş rotası, o uçakların kalkışını izlerken duyduğu heyecanı düşünün. Onun o çocuksu ama bir o kadar da derin merakı, sadece bir makineye değil, o makinenin taşıdığı sınırsız gökyüzüne, o uçuşun getirdiği özgürlüğe duyulan bir tutkuydu. Ben, o uçakların kanatlarında, kendi kurmak istediği 'Con Chim Airlines'ın hayalini taşırdı. O, her anı, her keşfi bir hazine gibi saklayan, zihniyle dünyayı, kalbiyle ise sevgiyi kavrayan bir çocuktu.
Bugün Aziz Pavlus, Efeslilere yazdığı mektupta bize çok somut bir şeyden bahsediyor: 'Tanrı'nın silah kuşamını kuşanın.' Bu, sadece bir metafor değil, hayatın o beklenmedik fırtınalarına karşı bir duruş biçimidir. 'Belinizi hakikatle kuşatın, doğruluğu göğüs zırhı gibi giyinin.' Pavlus, bizden bir asker gibi ayakta kalmamızı, hakikati bir kalkan gibi taşımamızı istiyor. Ama sevgili dostlar, bu 'hakikat' nedir? Bu hakikat, İsa'nın bugün İncil'de Yeruşalim'e bakarken söylediği o yürek yakan cümlede gizlidir: 'Yeruşalim, Yeruşalim... Bir tavuğun yavrularını kanatları altına topladığı gibi, kaç kez çocuklarını toplamak istedim!' İşte hakikat budur: Tanrı, bir komutan gibi değil, bir anne gibi, bir baba gibi, yavrularını korumak isteyen, onları o kanatların altına, o güvenli sıcaklığa almak isteyen bir sevgidir.
Biliyorum, dört ay önce Benjamin’in o dünyevi yolculuğu sona erdiğinde, o kanatların altındaki güvenliğin sarsıldığını hissettiniz. O sessizlik, o evin içindeki boşluk, sanki gökyüzünün kapandığını düşündürdü size. Alan ve Thao, omuzlarınızdaki yükün, o 'acaba bir şeyleri kaçırdık mı?' diye başlayan o bitmek bilmeyen vicdan azabının ne kadar ağır olduğunu biliyorum. Ama bugün İsa’nın o sözlerine bakın. O, Yeruşalim’i suçlamıyor; O, sadece özlüyor. O, sadece bekliyor. Sizin omuzlarınızdaki o yük, sizin değil. Benjamin’in yaşadığı o zorlu süreç, sizin bir hatanız, bir ihmaliniz ya da bir eksikliğiniz değildi. Sizler, ona dünyadaki en şefkatli yuvayı verdiniz. Onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz, o havalimanı camlarının ardında Boeing uçaklarını izlerken paylaştığınız o neşeli anları, birlikte çıktığınız gezileri ve o 'en komik baba' deyişlerini kalbinizde sakladınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız. İsa, 'Ne bu çocuk günah işledi ne de anne babası' dediğinde, sizin omuzlarınızdaki o taşı çoktan kaldırmıştı. Lütfen, o taşı artık taşımayın. Sizler, elinizden gelenin fazlasını yaptınız ve sevginiz, onun hayatının en büyük dayanağıydı.
Ben’in hayatı, bu sevginin yaşayan bir kanıtıydı. O, sadece zekasıyla değil, o derin merhametiyle de hatırlanacak. Hatırlayın, amcası William iki felç geçirdiğinde, o küçük, belki de çok sevdiği oyuncaklarını ya da harçlıklarını biriktirdiği kumbarasını, hiç düşünmeden, kimseye sormadan, sadece 'benim olan ne varsa amcamındır' diyerek sunmaya hazırlandığı o anı... O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. O, kendi küçük dünyasında, o 'üç ölçek unun' içine sevgisini maya gibi kattı. Şimdi Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – gerçekten de yeryüzünde susayanlar için bir pınar oldu. O, şimdi Tanrı’nın sofrasında, artık hiçbir kuraklığın, hiçbir acının olmadığı o ebedi baharda, sizin için dua ediyor.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o meraklı ve neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini kendi hayatında yaşatmana devam etmeni istiyor. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtıdır. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor. O, seninle uçakları izlerken hissettiği o heyecanı, şimdi Tanrı’nın sofrasında seninle paylaşıyor. Sen, onun dünyadaki en yakın dostuydun ve bu bağ, ölümün bile koparamayacağı kadar kutsal ve ebedidir.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Bugün, o gülümsemeyi hatırlayın; o, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. O, sizinledir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun; yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.