Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab İsa Mesih'in lütfu, Tanrı'nın sevgisi ve Kutsal Ruh'un yoldaşlığı hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, havaalanının o devasa camlarının önünde durduğunuzu hayal edin. Dışarıda, pistin üzerinde, motorlarının gücüyle gökyüzünü fethetmeye hazırlanan o Boeing 737 uçakları... Benjamin’in, yani o meraklı ve parlak zekalı çocuğun, o uçakların kalkışını izlerken yüzünde beliren o hayranlığı düşünün. O, sadece bir makineye bakmıyordu; o, gökyüzünün sonsuzluğuna, kendi kurmayı hayal ettiği o 'Con Chim Airlines'ın sınır tanımaz özgürlüğüne bakıyordu. Benjamin Vo, on beş yıllık ömründe dünyayı bir keşif alanı gibi kucakladı. Zihni, bulut bilişimin ve karmaşık kodların derinliklerinde bir dahi gibi gezinirken, kalbi her zaman bir çocuğun o saf, şefkatli gülümsemesiyle atıyordu. Bugün, İncil’de İsa’nın bir Ferisi’nin evine konuk olduğunu görüyoruz. Sofradakiler, O’nu dikkatle izliyorlar. İsa ise, insanların o gizli rekabetini, en üst köşeye oturma çabalarını, o kibirli 'ben buradayım' duruşlarını fark ediyor. Ve onlara, 'Alçakgönüllü olan yüceltilecektir' diyor.
Benjamin’in hayatına baktığımda, bu alçakgönüllülüğün en saf halini görüyorum. O, zekasıyla dünyayı değiştirebilecek bir potansiyele sahipti, ama o, bu zekayı hiçbir zaman bir üstünlük aracı olarak kullanmadı. Hatırlayın, o on iki yaşındayken, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o biriktirdiği kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığı o anı. O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. Bu, bir çocuğun, dünyadaki en değerli şeyini, karşılıksız bir sevgiyle sunma arzusuydu. Ben, o kumbarayı kırmadı ama yüreğini sonuna kadar açtı. O, sevginin en saf halini yaşadı.
Sevgili Alan, Thao ve Ryan... Biliyorum, dört ay önce Benjamin’in göğe dönüşünden beri, evinizdeki o sessizlik, o sofradaki boş sandalye, sanki dünyanın en ağır yükü gibi üzerinize bindi. Zihninizde o bitmek bilmeyen sorular: 'Acaba başka bir şey yapabilir miydik?', 'Neden?' Lütfen, bugün şunu duyun: Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız. Sizler, ona dünyadaki en şefkatli yuvayı verdiniz. Onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz, o havalimanı camlarının ardında Boeing uçaklarını izlerken paylaştığınız o neşeli anları, birlikte çıktığınız gezileri ve o 'en komik baba' deyişlerini kalbinizde sakladınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız. İsa, 'Ne bu çocuk günah işledi ne de anne babası' dediğinde, sizin omuzlarınızdaki o taşı çoktan kaldırmıştı. Lütfen, o taşı artık taşımayın. Sizler, elinizden gelenin fazlasını yaptınız ve sevginiz, onun hayatının en büyük dayanağıydı.
Aziz Pavlus, bugün Filipililere yazdığı mektupta, 'Yaşamak benim için Mesih'tir, ölmek ise kazançtır' diyor. Bu, ölümü yüceltmek değil; yaşamın kaynağının Mesih olduğunu kabul etmektir. Benjamin’in hayatı, Tanrı’nın onda başlattığı o harika işin bir parçasıydı. O zeka, o şefkat, o uçaklara olan tutkusu... Bunlar tesadüf değildi. Bunlar, Tanrı’nın onun ruhuna ektiği tohumlardı. Ve Tanrı, o işi yarım bırakmaz. Ben, şimdi o 'Banquet of Heaven' yani Cennet Şöleni’nde, Tanrı’nın huzurunda o işi tamamlanmış bir şekilde, artık hiçbir acı duymadan, sizin için dua ediyor. O, sizin 'en komik' ve 'en iyi' babanızın, annesinin ve kardeşinin sevgisini, şimdi Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle birleştiriyor.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o meraklı ve neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini kendi hayatında yaşatmana devam etmeni istiyor. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtıdır. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor. O, seninle uçakları izlerken hissettiği o heyecanı, şimdi Tanrı’nın sofrasında seninle paylaşıyor. Sen, onun dünyadaki en yakın dostuydun ve bu bağ, ölümün bile koparamayacağı kadar kutsal ve ebedidir.
Bazılarınız belki şu an, dünyanın bir ucunda, kimsenin bilmediği bir yerdesiniz. Belki bir hastane koridorunda, belki bir çocuğun başucunda, belki de sadece kendi yalnızlığınızda, 'Benim acım neden geçmiyor?' diye soruyorsunuz. İsa, o gün o sofrada, en alt sıraya oturanın yüceltileceğini söylerken, aslında acı çekenlerin, dışlananların, kaybı olanların Tanrı’nın gözündeki yerini anlatıyordu. Sizin acınız, şu an o sofradaki en alt yer gibi; ama Tanrı, o acının içinden, başkalarının sığınabileceği bir umut yeşertiyor. Ben’in adıyla Cà Mau’da açılan o su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. O, sadece gökte bir melek değil, yeryüzünde susayanların duası oldu. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – şimdi gerçekten de başkalarının hayatını sulayan bir pınar oldu. Sizin evladınız, artık sadece bir anı değil, yaşayan bir iyilik kaynağı.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Bugün, o gülümsemeyi hatırlayın; o, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. O, sizinledir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun. O'nun yüzü üzerinize parlasın ve size esenlik versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.