Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla. Rab İsa Mesih'in lütfu, Tanrı'nın sevgisi ve Kutsal Ruh'un yoldaşlığı hepinizle olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, bir evin koridorunda, sanki bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi heyecanla atılmış adımların sesini hayal edin. Belki de elinde yeni kodladığı bir oyunun heyecanını taşıyan bir genç, ya da bir sonraki uçuş rotasını planlarken babasına 'Bak baba, bu uçak modeli tam bize göre!' diye seslenen o meraklı çocuk Benjamin... O adımlarda, o ses tonunda, hayata karşı duyulan o eşsiz iştah vardı. Bugün, İncil’de İsa’nın bir Ferisi’nin evine konuk olduğunu okuyoruz. Sofrada, herkesin gözü O’nun üzerindedir. İsa’nın her hareketini, her sözünü adeta bir büyüteçle inceliyorlar. Ve tam o sırada, İsa’nın tam karşısında, vücudunda ödemler olan, acı çeken bir adam duruyor. İsa, o adamı gördüğünde, kuralların soğuk duvarlarına değil, bir insanın yaşayan acısına bakıyor. Ve o an, İsa’nın o meşhur sorusu dökülüyor dudaklarından: 'Şabat günü iyileştirmek yasal mıdır, değil midir?'
Sessizlik... O sofrada, yasaları en iyi bilenler, İsa’nın sorusuna cevap veremiyorlar. Çünkü onlar için yasa, insan hayatından daha önemli hale gelmişti. Ama İsa, o adamın elinden tutuyor, onu iyileştiriyor ve gönderiyor. Sonra da o çarpıcı soruyu soruyor: 'Hanginiz, oğlunuz ya da öküzünüz bir kuyuya düşse, Şabat günü onu hemen çıkarmazsınız?' Bu soru, bugün bizim kalbimize, dört ay önce Benjamin’in göğe dönüşünden beri o kuyuya düşmüş gibi hisseden kalplerimize çarpıyor. Biliyorum, o kuyu bazen çok karanlık, çok derin görünüyor. Alan, Thao, Ryan... O kuyu, sadece bir boşluk değil, bazen 'Neden?', 'Acaba başka bir şey yapabilir miydik?' gibi soruların yankılandığı bir yer. Ama bugün İsa, o kuyunun başında duruyor. Ve O, o kuyuyu kapatmıyor; O, o kuyunun içine ışığını gönderiyor.
Benjamin Vo... O, hayatı bir kuyuya düşmüş bir çocuk değildi; o, hayatı bir okyanus gibi geniş, bir uçak gibi yükseklerde uçan, merakı ve zekasıyla etrafındakilere ilham veren bir gençti. Hatırlayın, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o biriktirdiği kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığı o anı. O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. Bu, bir çocuğun, dünyadaki en değerli şeyini, karşılıksız bir sevgiyle sunma arzusuydu. Ben, o kumbarayı kırmadı ama yüreğini sonuna kadar açtı. O, sevginin en saf halini yaşadı. Şimdi Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. Ben’in o orta adı Đại Dương – 'Büyük Okyanus' – gerçekten de yeryüzünde susayanlar için bir pınar oldu. Sizin evladınız, artık sadece bir anı değil, yaşayan bir iyilik kaynağı.
Sevgili dostlar, bugün Aziz Pavlus, Filipililere yazdığı mektupta çok derin bir şey söylüyor: 'İçinizde iyi bir işe başlayan Tanrı’nın, bunu Mesih İsa’nın gününe dek tamamlayacağına güvenim tamdır.' Benjamin’in hayatı, Tanrı’nın onda başlattığı o harika işin bir parçasıydı. O zeka, o şefkat, o 'Con Chim Airlines' hayalleri... Bunlar tesadüf değildi. Bunlar, Tanrı’nın onun ruhuna ektiği tohumlardı. Ve Tanrı, o işi yarım bırakmaz. Ben, şimdi o 'Banquet of Heaven' yani Cennet Şöleni’nde, Tanrı’nın huzurunda o işi tamamlanmış bir şekilde, artık hiçbir acı duymadan, sizin için dua ediyor. O, sizin 'en komik' ve 'en iyi' babanızın, annesinin ve kardeşinin sevgisini, şimdi Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle birleştiriyor.
Bazılarınız belki şu an, dünyanın bir ucunda, kimsenin bilmediği bir yerdesiniz. Belki bir hastane koridorunda, belki bir çocuğun başucunda, belki de sadece kendi yalnızlığınızda, 'Benim acım neden geçmiyor?' diye soruyorsunuz. İsa, o gün o adamı iyileştirirken, sadece vücudunu değil, o adamın onurunu da iyileştirdi. Sizin acınız, şu an o kuyu gibi; ama Tanrı, o acının içinden, başkalarının sığınabileceği bir umut yeşertiyor. Sizler, evladınıza dünyadaki en şefkatli yuvayı verdiniz. Sizler, onunla dünyanın dört bir yanını gezdiniz, o havalimanı camlarının ardında Boeing uçaklarını izlerken paylaştığınız o neşeli anları, birlikte çıktığınız gezileri ve o 'en komik baba' deyişlerini kalbinizde sakladınız. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler, evladını son nefesine kadar kutsal bir sevgiyle sarmalayan, en sadık anne-babasınız. O omuzlarınızdaki haksız yükü, o gizli vicdan azabını şimdi sunakta bırakın. İsa, 'Ne bu çocuk günah işledi ne de anne babası' dediğinde, sizin omuzlarınızdaki o taşı çoktan kaldırmıştı. Sizler hiçbir şeyi eksik yapmadınız; o sadece, Tanrı’nın bahçesine erken ekilmiş bir tohumdu.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o meraklı ve neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan hayallerini kendi hayatında yaşatmana devam etmeni istiyor. Senin sevgin, onun mirasının en canlı kanıtıdır. O, seninle rüyalarında buluştuğu gibi, hayatının her anında seninle yürümeye devam ediyor. O, seninle uçakları izlerken hissettiği o heyecanı, şimdi Tanrı’nın sofrasında seninle paylaşıyor. Sen, onun dünyadaki en yakın dostuydun ve bu bağ, ölümün bile koparamayacağı kadar kutsal ve ebedidir.
Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, Tanrı’nın sofrasında sizin için de bir yer hazırlıyor. Evinizin kapısından içeri girerken, o sessizliğin içinde Ben’in varlığını hissedin. O gitmedi; sadece, artık sizin gözlerinizle değil, Tanrı’nın sonsuz sevgisiyle parlıyor. Ve o sevgi sizi ebediyen bir arada tutacaktır. Bugün, o gülümsemeyi hatırlayın; o, karanlığın içinden geçen bir ışık gibi sizi her zaman aydınlatacak. Ve unutmayın, ne ölüm ne yaşam ne de acı, sizi Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Siz onun ailesisiniz, o sizin evladınız ve bu bağ, ebediyetin kendisinde mühürlenmiştir. O, sizinledir. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun; yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.