Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adı merhametiyle üzerimizde olsun. Sevgili kardeşlerim, bugün cennetin ezgileriyle yankılanan Tüm Azizler Yortusu’nda Rab’bin huzurunda toplanmış bulunuyoruz.
Rab, bize merhamet eyle. Mesih, bize merhamet eyle. Rab, bize merhamet eyle.
Bir an için, güneşli bir öğleden sonra, parkın yeşillikleri arasında ya da bir hayvan barınağının hemen yanında durduğunuzu hayal edin. On yaşındaki Benjamin, o parlak yeşil gömleğiyle, elini daha küçük kardeşi Ryan’ın omuzuna nazikçe atmış; siyah maskesinin arkasından bile belli olan o sıcak, neşeli gülümsemesiyle kameraya bakıyor. O karede, hayatın o en duru, en saf neşesi saklıdır. Benjamin Vo, sadece parlak zekasıyla değil, dünyayı ve insanları kucaklayan o yumuşak kalbiyle yaşayan, her anı bir keşif gibi gören bir çocuktu. Bugün, Yuhanna’nın Vahiy kitabında o büyük kalabalığı, 'hiç kimsenin sayamayacağı, her ulustan, oymaktan, halktan ve dilden gelen' o beyaz kaftanlı insanları görüyoruz. Tahtın ve Kuzu’nun önünde duran o kalabalık, yeryüzündeki fırtınalardan geçip ilahi huzura varanların topluluğudur. Ben’in o on beş yıllık ömrüne sığdırdığı merak, o gezdiği şehirler, babasıyla havalimanı camlarının ardında izlediği Boeing uçakları ve kıkırdayarak bahsettiği o hayali 'Con Chim Airlines' düşü, aslında bu sonsuz yolculuğun küçük birer adımıydı.
Ve İncil’de bugün, İsa’nın dağa çıkıp oturmasını ve o ezber bozan sözleri söylemesini dinliyoruz: 'Ne mutlu ruhu fakir olanlara, çünkü Göklerin Krallığı onlarındır.' Dünyanın başarı ölçütlerine hiç benzemeyen bu kutlamalar, tam da yaralı ve arayan insan kalbine konuşur. Biliyorum, sevgili Alan, Thao ve Ryan, dört ay önce Benjamin’in göğe yürüyüşünden beri evinizdeki o sessizlik, o masadaki boş sandalye, omuzlarınıza binen o ağır keder, bazen adımlarınızı yavaşlatıyor. Zihninizde o bitmek bilmeyen sorular yankılanıyor: 'Neden?', 'Acaba bir şeyi atladık mı?' Lütfen, bugün bu sunağın başında o ağır yükü yere bırakın. Tanrı sizi suçlamıyor; Benjamin de sizi suçlamıyor. Sizler ona dünyadaki en şefkatli yuvayı, en derin sevgiyi verdiniz. O omuzlarınızdaki haksız vicdan azabını, gizli suçluluk duygusunu bugün bu kelimelerle silip atın; çünkü hastalık bir ceza ya da kimsenin hatası değildir. Bazı acılar, ne bir eksiklikten ne de bir ihmalden kaynaklanır; onlar, bu kırık dünyanın ortasında insan iradesinin ötesinde yer alır. Sizler elinizden gelenin en iyisini yaptınız; sevginiz onun hayatının en güvenli limanıydı.
Ben’in o saf sevgisi, hayatın küçük ama derin anlarında kendini gösterirdi. Hatırlayın, o on beş yaşında, amcası William iki felç geçirdiğinde, kimseye söylemeden o biriktirdiği kumbarasını tamamen sunmaya hazırlandığı o anı. O kumbara hiç kırılmadı, o para hiç harcanmadı; çünkü ihtiyaç yoktu, ama o niyet, o yürek, Tanrı’nın gözünde bir krallık kadar büyüktü. Ben, kendi elindeki en değerli şeyi, karşılıksız bir sevgiyle paylaşmaya hazırdı. Şimdi Cà Mau’da onun adıyla açılan o temiz su kuyusu, o 'Giếng Gioan Baotixita', çöl gibi yanan topraklara su veriyor. O, Büyük Okyanus anlamına gelen orta adı gibi, yeryüzünde susayanlar için şifa dolu bir pınar oldu. Ben, sadece gökte bir melek değil; yeryüzünde iyilikle atan bir kalp olmaya devam ediyor.
Ryan, kardeşim... Sen ağabeyinin o en yakın yoldaşıydın, o havuz kenarındaki güneşli günlerin, Paris’teki olimpik halkaların altındaki neşeli anların tanığıydın. Biliyorum, şimdi yan odanın sessizliği seni hüzünlendiriyor. Ama unutma ki ağabeyin Ben, senin kalbinin en derin köşesinde, o neşeli gülümsemesiyle yaşıyor. O, senin güçlü olmanı, hayatı onun adına da kucaklamanı istiyor. Sizin bağınız ölümün ötesindedir; o, şimdi Cennet Şöleni’nde, Saint Carlo Acutis gibi genç ruhlarla birlikte sizin için dua ediyor.
Ve dünyanın bir ucunda, bu sesi duyan, karanlık bir hastane odasında ya da kendi sessiz odasında 'Benim acım ne zaman dinecek?' diye soran sizler... İsa bugün dağdan size sesleniyor: 'Ne mutlu yas tutanlara, çünkü onlar teselli edilecekler.' Sizin gözyaşlarınız unutulmuyor. Kiliseden dışarı adım atarken, yanınıza sadece şunu alın: Sevgi asla ölmez. Benjamin şimdi o ebedi göklerde, hayalini kurduğu o sınırsız uçuşların huzurunda, babası için, annesi için, kardeşi için dua ediyor. Başınızı kaldırın; gökler kapalı değil. O, sevginin ışığında sizi bekliyor. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi bereketiyle sarsın, yüzünü üzerinize çevirsin ve size ebedi barışını ihsan etsin. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.