Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla. Rab’bin lütfu ve esenliği hepinizin üzerinde olsun.
Rab, merhamet eyle. Mesih, merhamet eyle. Rab, merhamet eyle.
Bir an için, elinizde çok ince, neredeyse görünmez bir iplik olduğunu hayal edin. Bu iplik, bir tohumun toprağa düşüşünden, o tohumun çatlayıp filizlenmesine, oradan da boy verip meyveye durmasına kadar geçen o gizemli süreci birbirine bağlayan o incecik, o kutsal çizgidir. Bugün Aziz Pavlus, Korintliler’e yazdığı o mektupta, tam da bu iplikten, yani büyümenin kaynağındaki o derin sırdan bahsediyor: 'Ben diktim, Apollos suladı, ama büyüten Tanrı’dır.'
Sevgili Alan, sevgili Thao, sevgili Ryan… Bugün Benjamin’in, bizim biricik Ben’imizin aramızdan ayrılışının üzerinden tam iki ay geçti. 13 Haziran 2026. Takvimler, dünyanın o bitmek bilmeyen temposunda ilerlemeye devam ediyor. Ama sizin evinizde, o boş sandalyenin önünde, Ben’in o güzel odasının sessizliğinde, zamanın başka bir ritmi var. Bugün o ipliği, yani Tanrı’nın yaşamı büyüten o görünmez elini, Benjamin’in on beş yıllık hayatının dokusunda arayalım.
Gerçeği dürüstçe söyleyelim: İki ay, acının keskin kenarlarını körletmedi. Aksine, o ilk günlerin şoku dağıldıkça, yokluğun o soğuk boşluğu kalbinizin daha derinlerine işledi. İnsan bazen, tıpkı Pavlus’un o ilk Hristiyanlara sitem ettiği gibi, 'etsel' bir bakış açısına hapsoluyor. 'Neden?' diye soruyoruz. 'Neden bu kadar zeki, neden bu kadar nazik, neden bu kadar hayat dolu bir çocuk?' Bu sorular, içimizdeki o bitmek bilmeyen, o bazen isyankar fısıltılardır. Ve bu soruların ağırlığını, o akşamüstü yorgunluklarını, sabah uyandığınızda o ilk boşluk hissini biliyorum. Lütfen bu acıyı, bu sızıyı gizlemeyin. Tanrı, sizin o dürüst, o yaralı dualarınızı, en süslü dualarınızdan daha çok seviyor.
Bugün İsa, Kefernahum’da Simon’un evine giriyor. Simon’un kayınvalidesi ateşler içinde yatıyor. İsa, onun yanına gidiyor, 'başucunda duruyor' ve ateşi azarlıyor. Feveran eden, yakan, bitiren o ateş, İsa’nın bir tek sözüyle sönüyor. Ve kadın hemen ayağa kalkıp onlara hizmet etmeye başlıyor.
Benjamin’in hayatına baktığımızda, onun sadece o parlak zekasını, o Boeing 737’lere olan tutkusunu, o 'Con Chim Airlines' hayalini değil; onun o sessiz, o derin 'hizmet' ruhunu görüyoruz. Hatırlıyor musunuz, daha on beş yaşındayken, amcası William’ın iki kez felç geçirdiğini duyduğunda, kimseden akıl almadan, kimseden onay beklemeden anne ve babasına gelip, 'Amcam için tüm kumbaramı vermeye hazırım' demişti. O kumbarayı kırmadı, parayı harcamadı. Ama o niyet, o teklif, Benjamin’in kalbindeki o ilahi zekanın bir yansımasıydı. O, sevginin matematiksel bir denklemden çok daha fazlası olduğunu, karşılıksız vermenin, insanın sahip olduğu en büyük zenginlik olduğunu biliyordu. O, kendi içinde, o küçük kalbinde, İsa’nın o şifa veren ateşini taşıyordu.
Sevgili Alan ve Thao, bazen gecenin o en sessiz saatinde, zihninizde o ağır taşlar dolaşır. 'Acaba bir şeyi mi kaçırdık? Acaba daha fazla ne yapabilirdik?' Benjamin’in o meşum hastalığı karşısında, kendi çabanızı, kendi sevginizi yetersiz mi görüyorsunuz? İsa, doğuştan kör olan adam için ne demişti? 'Ne kendisi günah işledi, ne de anne babası.' Lütfen bu sözü bugün kalbinize mühürleyin. Benjamin’in yaşadığı o zorlu süreç, sizin bir eksikliğinizin sonucu değildi. Sizler ona bir çocuğun sahip olabileceği en güzel, en koruyucu, en sevgi dolu yuvayı sundunuz. Sizler onun kanatlarıydınız. O, sizin sevginizle büyüdü, sizin sevginizle dünyayı gezdi, sizin sevginizle o güzel gülüşünü dünyaya saçtı. Tanrı, hastalık göndermez. Hastalık, bu dünyanın kırılmışlığının bir sonucudur. Sizler, o kırılmışlığın ortasında, Benjamin’e Tanrı’nın sevgisini dokudunuz. Lütfen kendinizi suçlamayın. Benjamin sizi suçlamıyor; o, şimdi o göksel pencerelerden, o uçakların süzüldüğü ebedi mavilikten, size minnetle bakıyor.
'Büyüten Tanrı’dır.' Pavlus bunu söylerken, bizim çabalarımızın boşa olduğunu söylemiyor. Aksine, bizim diktiğimiz her sevgi tohumunun, bizim suladığımız her şefkat damlasının, Tanrı’nın elinde nasıl ebedi bir meyveye dönüştüğünü anlatıyor. Benjamin’in hayatı, yarım kalmış bir proje değil, tamamlanmış, sevgiyle parlatılmış, kusursuz bir eserdir. O, o küçük kumbarasını amcası için sunmaya hazır olduğunda, zaten Mesih’in zihnine sahipti. O, o kadar çok sevmişti ki, artık bu dünyanın sınırlarına sığmıyordu.
Sevgili Ryan, ağabeyin senin en büyük kahramanın, en yakın arkadaşındı. Onunla paylaştığın o Disneyland gezileri, o uçak gözlemcilikleri, o yan yana oturduğunuz o akşamüstleri… Hepsi senin kalbinde birer mücevher gibi duruyor. Ağabeyin şimdi göklerde, ama onun o pes etmeyen, 'denemek her şeydir' diyen ruhu senin içinde yaşıyor. Sen, onun bu dünyadaki devamısın. Ne zaman bir uçak sesi duysan, ne zaman bir matematik problemiyle uğraşsan, bil ki Ben senin hemen yanında. O, senin güçlü olmanı, onun yarım kalan gülüşünü senin tamamlamanı istiyor.
Bugün, dünyanın dört bir yanından bu duaya katılan, kendi evlerinde sessizce ağır haçlar taşıyan, acı çeken tüm aileler… Yalnız değilsiniz. Rab, sizin de döktüğünüz o sessiz gözyaşlarını birer birer topluyor. Benjamin ve Aziz Carlo Acutis, şimdi göksel tahtın önünde el ele vermiş, sizin için, acı çeken tüm çocuklar için dua ediyorlar. Onlar, bizim göksel şefaatçilerimizdir. Tanrı güvenilirdir. O, bizi asla yarı yolda bırakmaz. Benjamin’i O’na emanet ettik ve Tanrı emanetine sadıktır.
Bu homiliden çıkarken, yanınızda taşımanızı istediğim küçük bir şey var. Bugün birine, hiç beklemediği bir anda, karşılık beklemeden bir iyilik yapın. Birine nazik bir söz söyleyin. Benjamin’in o kumbarasını amcası için sunma niyetini hatırlayın. O, sevginin hesapsız olduğunu biliyordu. Siz de bugün, o hesapsız sevgiyi bir başkasına gösterin. Birine bir bardak su verin, birine gülümseyin, birinin yükünü hafifletin. Çünkü o küçük iyilikler, Tanrı’nın büyümesini sağladığı o kutsal ipliklerdir.
Benjamin Đại Dương Vo, sen şimdi o en yüksek göklerde, Tanrı’nın sonsuz maviliğinde, hayalini kurduğun o ebedi uçuşlardasın. Bizim için dua et. Ailen için, kardeşin Ryan için o göksel pencerenden sevgiyle bakmaya devam et. Sonsuz huzur içinde uyu, sevgili çocuk. Senin o diş telli gülümsemen, kalbimizde sonsuza dek parlayacak. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizi kutsasın ve korusun, yüzünü size çevirsin ve size esenlik versin. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.