Sevgili kardeşlerim, Baba'nın, Oğul'un ve Kutsal Ruh'un adıyla, bu dua ve Söz Litürjisi'ne başlıyoruz. İmanımızın işareti olan haç işaretiyle kendimizi kutsayalım.
Tanrım, merhamet et bize. Mesih, merhamet et bize. Tanrım, merhamet et bize.
Sevgili kardeşlerim, bugün Kutsal Yazılar bize iki farklı türden görme ve işitme biçiminden bahsediyor. İlk okumamızda, Yeremya peygamber aracılığıyla Tanrı, halkının kendisini nasıl terk ettiğini, 'yaşayan suların kaynağı olan beni bıraktıklarını' ve 'su tutmayan kırık sarnıçlar kazdıklarını' hayretle dile getiriyor. Ne kadar şaşırtıcı, değil mi?… Tanrı'nın halkı, O'nunla olan o ilk, taze sevgiyi unutmuş, O'nu bırakıp faydasız putların peşinden gitmişti. Onlar bakıyorlardı ama görmüyorlardı, işitiyorlardı ama anlamıyorlardı.
Müjde'de ise İsa, öğrencilerine neden halka benzetmelerle konuştuğunu açıklıyor. Çünkü 'Görürler ama görmezler, işitirler ama işitmezler ve anlamazlar.' Ve sonra ekliyor: 'Ama ne mutlu sizin gözlerinize ki görüyor, kulaklarınıza ki işitiyor.' Bu sözler, kalplerimizin ne kadar açık veya kapalı olabileceğini gösteriyor, değil mi?
Tanrı, İsrail'i çölde, 'ekilmemiş bir toprakta' takip eden bir gelin gibi sevdiğini hatırlıyor. Bu, taze, saf bir sevgiydi. Peki bizler? Biz de bazen Tanrı'nın bize sunduğu yaşayan suyu bırakıp kendi 'kırık sarnıçlarımızı' mı kazıyoruz? Kendi küçük arzularımızın, geçici heveslerimizin peşinden mi gidiyoruz?
Bugün, aramızdan ayrılalı beş hafta olan sevgili Benjamin'i anarken, bu görme ve işitme üzerine düşünmek derin bir anlam kazanıyor. Benjamin Vo, hayatı boyunca etrafındaki dünyayı anlamaya, keşfetmeye çalışan parlak bir zekaya sahipti. Onun o derin merakı, AI'dan bulut altyapısına kadar her şeyi öğrenme tutkusu… Bu, onun 'gören gözleri' ve 'işiten kulakları' olduğunun bir kanıtıydı. O, hayatın sırlarını, Tanrı'nın yarattığı dünyanın güzelliklerini görmeye ve anlamaya çalışırdı. Onun o nazik ruhu, o sürekli gülümsemesi, hayatın içinde Tanrı'nın lütfunu görme yeteneğinin bir yansımasıydı.
Sevgili Thao ve Alan, ve Ryan… Benjamin'in yokluğu, kalplerinizde derin bir boşluk yaratmış olabilir. Bazen acı, gözlerimizi karartabilir, kulaklarımızı sağır edebilir. Ama tıpkı İsa'nın dediği gibi, 'Ne mutlu sizin gözlerinize ki görüyor, kulaklarınıza ki işitiyor.' Benjamin'in hayatı, size Tanrı'nın sevgisini, umudunu ve neşesini gösterdi. O, hayatın kısa anlarında bile Tanrı'nın lütfunu nasıl yaşayabileceğimizi gösteren bir ışıktı. Şimdi o, cennet sofrasında, Tanrı'nın sonsuz ışığında görüyor ve işitiyor. Onun anısı, sizin için bir umut kaynağı olsun, size güç ve teselli versin. Benjamin'in o meraklı ruhu, size Tanrı'nın size sunduğu 'yaşayan suları' görmeniz için ilham versin.
Ve buraya uzaktan katılan herkes, özellikle de acı çeken diğer çocuklar ve ağır bir haç taşıyan her aile… Bilin ki yalnız değilsiniz. Tanrı sizi görüyor, sizi tutuyor ve size teselli veriyor. Meryem Ana, acıların annesi, sizinle birlikte yas tutuyor ve dualarınızda size eşlik ediyor. Benjamin'in anısı, kalplerinizde bir ışık olsun, size güç ve umut versin. Umut, sevgiden daha güçlüdür, ve Tanrı'nın merhameti asla tükenmez. Amin.
For the intentions entrusted to Ben on our prayer wall:
Kurtarıcı'nın buyruğu üzerine ve ilahi öğretiyle biçimlenmiş olarak, cesaretle diyoruz:
Göklerdeki Pederimiz, adın yüceltilsin. Hükümranlığın gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin yerine gelsin. Günlük ekmeğimizi bugün bize ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de suçlarımızı bağışla. Bizi günaha sürükleme ve bizi kötü olandan kurtar. Amin.
Rab sizinle olsun. Yüce Tanrı, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, hepinizi kutsasın. Amin.
✝ May almighty God bless you: the Father, and the Son, and the Holy Spirit. Amen.